Anadolu Kanyon İhtisas Spor Kulübü Derneği (ACC)

ZİLAN-BİR İPSİZ KANYON

  Buluşup yarım gün hazırlık yapmak adetten olmuş, yolculuk öncesi kaynaşmak için de güzel bir fırsatmış.
  Yine en genç, yine en tecrubesiz ekip üyesi olduğum ikinci kanyon tecrubemde benim duyduğum heyecanın benzeri hepimizdeydi.Aramızda daha önce oraya giden yoktu, gören yoktu, güzel sürprizlerin beklentisi,bilinmezin tedbiri çantalarımızı doldurdu, düştük yollara. 
  Kanyonun girişinde Ankara ekibiyle buluştuğumuzda 14 saat sürmüş yolculuğun hiç izi yoktu sanki üzerimizde. Çabucuk kaynaştık, hazırlandık, o anda hayatta olan kimsenin bu coğrafyada deneyimlemediği rekor sıcaklığın yaşanacağı iki günü atlatabileceğimiz en doğru yerlerden birine doğru ilk adımları attık. Kanyondan akan çay, Manavgat Çayı’nın ana koluymuş. Su berrak, serin, tazeleyiciydi. Dere yatağı geniş, su debisi ne yüksek ne cılızdı. Kanyon formu henüz oluşmamıştı, dereden ilerliyorduk. Gün ışığı bizi terk etmiyor, kristal berraklığındaki suda ışık oyunları yapıyordu. Yüzey gerilimini bozmadan su üstünde gezinen böceklerin ayak izleri, kocaman yansımalara dönüşüyordu dere tabanındaki kayaların üzerinde. Kemerlerimize takılı karabinaların şıkırtısı suyun sesine karışıyor, huzur verici anıları yeni baştan yazıyordu.
  Düzenli sayılabilecek bir hızla, homojen bir eğimle akan suda yaklaşık 5 saat ilerlemiştik, karşımıza henüz ne bir iniş ne bir sifon çıkmamıştı ama kayalar iki yanımızda yükseliyor, dere yatağı gittikçe daralıyordu. Bakir doğanın güzel manzaraları minik şelalelerle süsleniyor ve bizi hep beklentide tutuyordu.
  Gece kampı için uygun bir açıklığa vardığımızda henüz kayda değer bir teknik zorlukla karşılaşmamıştık, ertesi güne saklı beklentilerimizi tulumlarımızın yanına serdik, üzerimizi değiştirdik, ateşimizin başına oturduk, karnımızı doyurduk. Yavaş yavaş çöken karanlık büyümekte olan ayın ışığını bizden gizlerken, gece yarısına kadar sohbetin, paylaşımın,neşeli şarkıların, dünyadaki en güzel enstruman olan insan sesinin en iyisinin tadını doya doya çıkardık. 
   Ekibin çoğu en şefkatli sevgili doğanın koynunda, tulumlarının içinde uykuya gömüldükten hemen sonra pek de büyük sayılamayacak bir gürültüyle kayalar düştü karşı kıyıdan, 60 metre kadar yukardan, suyla buluşmaya hasretle. Sonradan öğrendik, dağ keçileriymiş kayaları düşürenler. Geyik denirmiş onlara yörede, kimbilir belki insan elinin hoyratlığıyla tanşmadan önce var olan geyiklerin ve diğer yaban türlerin anısına ithafen. 
   Ateşimiz sabaha kadar yandı, gecenin sessiz huzurunu uykunun tatlı dinginliğine tercih eden arkadaşlarımız ateş başında geçirdi geceyi. Gün ışıdıktan uzun bir süre sonra kıyabildiler uyuyanları uyandırmaya.
  Pırıl pırıl serin bir sabaha uyandık, ne tatlı, ne derin bir uykuydu ve uyanılmak istenmeyecek düşlerle süslüydü benim için.
   Zengin bir kahvaltı olmazsa olmaz, önümüzde bilinmeyen hala uzanırken, koyu sohbetlerle baharatlanan doyumsuz lokmalar yine şehir yaşamında olduğundan kat be kat lezzetliydi. Ne de olsa elini neye atsa sihir gibi lezzetlendirenlerin elinden çıkmaydı akşam yemeği de, kahvaltı da. Birlokma bin lokma oluyor,bereketlenip çoğalıyor doğada yemek. Kimbilir, daha bir besleyici bile oluyordur belki.
  Birincisinden pek bir farkı yoktu ikinci günümüzün. Dere aynıydı, kayalar aynı, kanyon duvarları kah yüksek,kah alçak, her bir metresi ayrı güzel,aynı. Yürüyor ve yüzüyor,yüzüyor ve yürüyorduk, beklenti sonlara doğru kaymaktaydı. İnanıyorduk, çıkıştan hemen önce bile olsa şöyle güzel, etkileyici, baş döndürücü bir inişimiz olacaktı.Hatta liderimiz önden gidip iniş istasyonu kurmaya başlamayı geçiriyordu aklından, ama ne yazık ki ümitlerimiz boşa çıktı. İnsanoğlunun izleri hiç silinmeden sona vardık. Son kilometremizde buz gibi çağlayan sular kaynaklardan fışkırmaya başlamıştı. Planlanan rotanın sonuna varmıştık ama doğa her zaman vaatlerle doluydu, dere önümüzde akmaya devam ediyor, sonradan keşfedilmeyi bekleyen devam rotası sürprizlerini bir sonraki keşif seferine saklıyor, sırlarını da yöre halkının rivayetleri olarak fısıldıyordu kulağımıza: İLERİDE ŞELALELER VAR, GİDİLMEZ ORAYA, TEHLİKELİ, ÇOK ÖLEN OLDU ORALARDA…
,,,,,,,

Elif Tuğçe Topcuoğlu

KML-LogoFullscreen-Logo
Gumusdamla

harita yükleniyor - lütfen bekleyin...

Gumusdamla 37.190796, 31.687395 İsim (name) : Gümüşdamla (Zilan) Şehir (city) : Antalya Derece FFME (Grade FFME) : V1 A2 III * Derece ACA (Grade ACA) : 1 C1 PG III * En Uzun İniş (Longest rappel) : 0 Rakım Farkı (Elevation Loss) : 211 İniş Sayısı (Rappel Count) : 0 Kuş Uçuşu Mesafe (LOS Distance) : 4.8 km Arazi Mesafesi (Terrain Distance) : 5.6 km Süre (Duration) : 1 d Keşif Yılı (Exploration Year) : 2017 Giriş Boylam (Start Longitude) : 31.687395 Giriş Enlem (Start Latitude) : 37.190796 Giriş Yüksekliği (Start Elevation) : 811 m Çıkış Boylam (Finish Longitude) : 31.723259 Çıkış Enlem (Finish Latitude) : 37.158910 Çıkış Yüksekliği (Finish Elevation) : 600 m Rota (Wikiloc Trail) Galeri 2017 Kanyon Keşif Hikayesi (Exploration Story)

https://www.wikiloc.com/canyoneering-trails/acc-gumusdamla-22954848