Anadolu Kanyon İhtisas Spor Kulübü Derneği (ACC)

TAZI KANYONU FAALİYETİ GÜNLÜKLERİ  
Bu kanyon uzun bir aktivite olacağı için günlük tutmaya karar vermiştim..Hiçbir şeyi atlamamak için akşamları yatmadan önce o gün yaşananlarla ilgili kısa notlar aldım.
Tabi böyle olunca da yazılanlar çok uzun olacak, o yüzden günlüğü sizlere sırayla yazıp mail atacağım ,böylece tamamını bir kerede okuyup yarıda sıkılıp bırakmayacak,devamını ertesi gün okuyacaksınız.
Önce tazı kanyonu hakkında biraz bilgi verelim.
Tazı Kanyonu Antalya’nın Serik ilçesinde yaklaşık 12 km uzunluğunda , adını bölgedeki Tazı köyünden almış. ( şimdiki adı Gaziler  köyü) .  Duvar yükseklikleri Valla kanyonu kadar olmasa da yer yer 1 km yi buluyor. İçinde aldığımız duyumlara göre oldukça dar ve uzun kanallar var.  Kanyon sporu için çok uygun.

AKTİVİTE GÜNLÜĞÜ -1 / 11-07-2009 Cumartesi
KANYONA İLK GİRİŞ
Gün nihayet gelip çatmıştı,tüm hazırlıklar tamamlanıp 10.7.09 Cuma akşamı dernek merkezinden dostlarımızın bizi uğurlamasıyla yola koyulduk.
Az gittik,uz gittik,göller geçtik,tepeler aştık,  sonunda Değirmenözü köyüne ulaştık.
Değirmenözü köyünde iki arkadaşımızla da buluşunca sekiz kanyon kardeşi olduk.

Doğası,tarihi ve sıcacık insanlarıyla kendi başına bir hikaye olmayı hak eden bu köyü,başka bir yazıya bırakmak istiyorum.

Köyde kısa bir gezinti yaparak geri döndük.
Hepimiz biran önce kanyona girmek istiyorduk,bu istek ve heyecana daha fazla karşı koyamayarak köy minibüsüne atladığımız gibi soluğu kanyona gireceğimiz köprünün yanı başında aldık.
Minibüsten iner inmez, malzeme kontrolü yapmaya başladık,eğer minibüs giderse bütün şansımızı kaybetmiş olurduk.

Yaptığımız kontroller sonucu ipin birini almadığımız ortaya çıktı.İpsiz kanyona girmek bir intihar olacağından Celal’le birlikte Antalya kazan biz kepçe ip aramaya başladık,nihayet marin malzemeleri satan bir dükkandan ipi satın alarak, derin bir nefes aldık.

İpi alınca bozulan moralimiz yerine gelmişti.

Ama Murat Koparır dan gelen telefon bizi trajikomik bir ruh haline sokmuştu,gelirken bir balık çiftliğinden aldığımız kanyona girmeden önce kendimize çekeceğimiz balık ziyafeti yalan olmuştu.  Murat balıklarla birlikte karşıya geçerken balıklar suya düşürmüştü.
Buna da şükür deyip aldığımız erzak ve iple 10.30 sularında kampa katıldık.
Biz kampa vardığımızda kamp kurulmuş,ateş yakılmış yanık türküler söyleniyordu.
Sonunda matımı serip uyku tulumumun içine girdim.
Yattığımız yer suların çekilmesiyle derenin ortasında çakıl taşlarından oluşmuş bir yarım adaydı.Burada çadır kurmayan dört kanyon kardeşi yattık(Celal,Erdal,Hakan ve Soner)
Dört kanyon kardeşimiz de(Yılmaz,Murat,Vildan ve Volkan) çadır kurarak uykuya daldılar.
Böylece ekip  çadırlı,çadırsızlar diye ikiye bölünmüş oldu.

12.07-2009 Pazar
Sabah uyanıp kahvaltı,toplanma,hazırlık derken  bayağı gecikmiştik
Çantaları sırtımıza vurarak ilk adımlarımızı atmaya başlamıştık ki ne göreyim yine ekip ikiye bölünmüş, dört kişi neopren giymiş(YILMAZ,SONER,VİLDAN VE VOLKAN)diğer dört kişi(Erdal,Celal,Murat ve Hakan) neopren giymeyerek ekibi ikiye bölmüştü.

Zaman zaman suda kurbağalar gibi yüzerek, zaman zamanda keklik gibi kayalardan sekerek kanyon içlerine doğru ilerliyorduk.
Bu kanyon daha önce gördüklerime hiç benzemiyordu.Bu daha sert,daha hırcın,daha öfkeli olduğu kadar bir o kadar güzel bir o kadar neşeli bir o kadarda merhametliydi.
Bizden saygı bekliyordu bizde ona gereken saygıyı gösteriyorduk,aksi takdirde bu güçlü karakter en ufak hatada bizi yutabilirdi.
Ufak tefek aksiliklerin peşimizi bırakmadığı birinci günün sonunda Celal’in ayakkabı tabanları ve çantasının bir askısı kopmuştu, ayrıca Yılmaz da kaskını sulara kaptırmıştı.
Sonunda kanyon içinde ilk kampımızı kurmuştuk.
Tatile cıkacağımı söylediğimde patronuma nereye gideceksin diye sormuştu,ben de kanyona gideceğim demiştim, birkaç adım atıp geri dönüp sormuştu kaç yıldızlı diye bende beş yıldızlı demiştim.Bir avuç gökyüzünü gördüğümüz bu kanyonda gece yıldızlara bakınca anladımki burası aslında beşbin yıldızlı bir tatil köyüydü.
Devamı…yarınnn

AKTİVİTE GÜNLÜĞÜ -2  13-07-2009 Pazartesi
SU BEKLEDİĞİMİZDEN YÜKSEK
Bu insan elinin deymediği tabiat güzelliğini görmeye beni iten neydi acaba?  Dağların tepelerin alabildiğine yükseldiği bir avuç gökyüzünün zor göründüğü bu muhteşem kanyonu düşünürken uyuya kalmıştım.
Gece kaybolan kaskının yerine matdan bir kask yaptık Yılmaz’a. Celal’inde kopan çantası ve ayakkabıları tamir edilmişti.
Sabah erkenden kalkarak kahvaltımızı yapıp yola koyulduk.Kamp yaptığımız bu noktadan sonra kanyon içinden gitmek imkansızdı.
İçinden akan su bazen bizi kıskanıyor,o yüzden öfkeyle akıp bize geçit  vermiyordu,bu durumlarda bize kucak açan kanyon duvarlarını tırmanıyor,suyun öfkesinin azaldığı noktalardan tekrar kanyonun içine iniyorduk
Arka arkaya yüz metre içinde iki ip inişi yapmak zorunda kaldık.
Bu gibi durumlarda kanyon geçişimizin planladığımızdan daha da uzun sürebileceği fikrine kapılıyor ve bunu tartışıyorduk.
Daha önce bu kanyonu gecen arkadaşımız Celallerin kamp yaptığı bölgeye öğle üzeri ulaştık,burada öğle molası vererek durum değerlendirmesi yaptık.
Öğle molasından sonra nihayet beklediğimiz o hafif akan kanallara ulaşmıştık,bütün ekibin keyfi yerine gelmiş cığlıklar atıyorduk.
Kanyonun yüksek duvarları arasına nazlanarak akan su  ilerde sağ tarafta genişleyerek küçük bir plato oluşturuyordu,burası kanyonun gizli cennetiydi sanki,zira oraya baktığımızda beş tane yaban keçisinin kıyıya gelerek gelen yabancıları merakla seyrettiklerini gördük.
(Tabi burada yaban kelimesi hem onlar için hem bizim için geçerliydi,en çok da bizim için herhalde)
Merakla karışık biraz keçi kovalamaca oynayan Celal ve Soner daha sonra onları yakalayıp yeme gibi garip fikirlere kapıldılar.
Ekibin yeterince erzakı olduğundan bu fikirden çabuk vazgeçildi.
Burası kamp yapmak için ideal bir yer olmasına karşın saat erken olduğundan devam etme kararı aldık.
Bir süre daha ilerledikten sonra gerçek bir şelaleye ulaştık,kanyon burada geçit vermiyordu.
Önümüzdeki şelaleyi geçebilmemiz için sağ platoya geçip biraz ilerleyip ip  inişi yapmamız gerekiyordu,
Ekip çok yorgun olduğundan burada kamp yapıp ,sabah erkenden hareket etmeye karar verdik.Beşbin yıldızlı geceye hazırlanmaya başladık.
Arkası yarın..
AKTİVİTE GÜNLÜĞÜ -3  14 -07-2009 Salı
SU GEÇİT VERMİYOR
Bu gece kanyonun içinde geçireceğimiz 2. gece burası kanyon duvarlarının parçalanarak etrafa saçıldığı kaya adacıkları gibiydi.
Bizlerde bu kayalardan kendimize evler yaptık üzeri düzgün bir kayaya salon deyip yemeğimizi burada yiyip dinlendik,herkes yatmak için bir kaya buldu,Celal ‘le  bende kayaların üstünü kapattığı mağaramsı bir yer de yatmaya karar verdik, daha sonra Soner ve Hakan da bize katıldılar,Yılmaz ve Murat çadır kurmakta hala direniyorlardı,Volkan ve Vildan yıldızların altında uyumak için güzel bir kaya seçtiler.
Gecenin ilerleyen saatlerinde bütün kanyon kardeşleri ellerindeki bir yudum içki ile mağaramıza misafir oldular,birbirimize, meyva suyu ikram edip sohbeti derinleştirdik,Vildan’ı unutup erkek muhabbetine daldık.
Nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum ama sabah kalktığımızda Celal’in eli Soner’in başında,Hakan da ayak ucuma doğru uyuyordu.galiba sızdık .
Güne başlamak zor olacaktı,zira yapacağımız ip inişi derin ve akan bir suydu,üstelik saat sabahın sekizi olunca neoprenleri giymeye karar verdik,böylece kanyon kardeşleri arasında birlik sağlanmış oldu.
Kamp yaptığımız sağ tarafdan sol tarafa geçerek şelale ve önündeki şiddetli akıntıyı gecene kadar ilerledik,kanyon duvarlarının geçişimize izin vermediği son noktada istasyon kurarak ip inişimizi gerçekleştirecektik ama burada da su bir,bir bucuk metre şelaleler yaparak hızlı bir şekilde akıyordu.
İstasyon kurduğumuz yerden bakarak suda nasıl hareket etmemiz nereye doğru gitmemiz gerektiğini tespit ederek ip inişlerimizi gerçekleştirdik.
Önden giden Volkan Vildan’a bakarken yüreğim ağzıma gelmedi desem yalan olur,çünkü akıntı çok güçlüydü ve Volkan hem çantalara,hem de Vildan’a hakim olamıyordu,sonunda Volkan karısı ve çanta arasında karar vererek çantayı bıraktı.Vildan’ı güvenli bir yere bırakınca çantanın peşine yüzmeye başlamıştı.
Celal’den önce inerek suda kendime durabileceğim bir yer aradım, sonunda ayak ve ellerimle iki kayanın arasına yay gibi kendimi gererek Celal’in inerek ipi toplamasını beklemeye başlamıştım, su çok soğuktu ve ben üşümeye başlamıştım neopreni giymekle ne iyi ettiğimi düşünüyordum.
İpi toplayıp kendimizi iki kayanın arasından hızla akan suya bıraktık kayalara çarpa çarpa bazen suyun dibinde bazen de ayaklarımız havada gidiyorduk,neyse ki Yılmaz ‘la Hakan güvenli bir yerde durmuş hem bize istikamet veriyor hem de geleni kenara alıyorlardı ,bitmeyecek sandığım bu yolculuk Yılmaz la Hakan’ın kollarında son bulmuştu,(hiç kimseye böyle sarılmamıştım arkadaşlar itiraf ediyorum)
Yaklaşık iki yüz metre daha bu çalkantılı sularda ilerledik.
Geldiğimiz yerde kanyon sol ve sağ tarafta yırtıklar oluşturuyordu,muhtemelen yağan yağmurların suyu sürükledikleri  yarıklardı bunlar sağ taraf geçit vermediğinden sol tarafa çıkarak mola verdik buradan sağ tafra geçip karadan devam etmek zorundaydık çünkü bu noktada suyun öfkesi bir hayli fazlaydı.
Celaller daha önce burayı suyun ortasındaki kayadan köprü yaparak karşıya geçtiklerini söyledi,
Tam köprü yapım ihalesi üzerime kalmıştı ki,Yılmaz karşıdaki bir kayadan tırmanabileceğini söyledi ve tırmanışa geçti,bir çıkış bir iniş,tekrar bir çıkış derken sonunda kanyonun sağ tarafında oldukça yüksek bir duvar üzerinden yürümeye başladık.
Celal’le önden giderken dağlardan suların sürükleyerek buraya getirdiği Avni’ye rastladık Avni okulun fen laboratuarından kaçmış plastik bir kobaydı,özgürlüğü secmişti ama o da keçiler gibi bu kanyonda yaşamaya mahkum edilmişti.Avni keçilerden daha şanslıydı,en azından kesilip yenilmezdi ama Celal’in onu yıkarken ki şefkati ve grubun erkeklerinin ona bakışı Avni’yi pek tedirgin etmişti.
Avni’yi alıp yolumuza devam ettik ,nihayet kanyonda yapacağımız 2.ip inişi noktasına gelmiştik, fakat iniş sonrası daralan boğazdan sular fışkırarak akıyordu.
Keşif için istasyon kuruldu.
Celal önden inerek durumu kontrol etti,daha sonra ben ve Yılmaz aşağıya inerek durum değerlendirmesi yaptık,geçiş hemen hemen imkansız gibi görünüyordu,devam etsek bile bu noktadan sonra kanyon gittikce daralıyor,suyun buradaki hareketlerinin daha büyük tehlike oluşturabileceği kanaatine vardık,zorda olsa aktiviteyi burada bitirmeye karar verdik,çünkü hiçbir şey bizim hayatımızdan daha önemli değildi,kanyonu nasıl olsa daha sonra geçeriz diyerek geri dönme kararı aldık.
Devamı yarın…

AKTİVİTE GÜNLÜĞÜ -4  15-07-2009 Çarşamba
TAZIDAN BÜYÜK ÇIKIŞ
Aktiviteye son vermiş geri dönüyorduk ama nasıl dönecektik? Buraya gelirken  8-10 metrelik inişler ve çıkışlar yapmıştık, geri döneceğimizi düşünmediğimiz için hiç ip bırakmamıştık, zor bir yolculuk bizi bekliyordu.
Başaracaktık,başarmak zorundaydık,kanyon ne kadar, sert hırçın,acımasız olsa da,merhametli sevgi dolu bir yanı mutlaka vardı.Yine inanılmazı yaptık 70-80 derece yamaçları tırmandık, ip atıp arkadaşlarımızı çektik,hele Hakan’ın bir tırmanışı vardı ki görülmeye değerdi. Kayanın ortasında çaresiz kaldığı bir noktada yanımızdaki teknik bir malzemenin ne kadar önemli olduğunu anladık(hook)bir ipin ucunda bulunan iki adet kanca bunlar kaya kırıklarının arasında tutunarak insanı sabitleyip ilerlemesine yardımcı oluyordu,geç olmadan hooklar Hakan’a verildi.Hakan da kendini yukarı alarak istasyonu kurdu.
Yine inişler çıkışlar derken köprü geçiş yerine geldik.
Burada kamp yapıp bir gece yatarak ertesi gün kanyondan çıkacaktık.
Burası kamp için oldukça güzel bir yerdi,bol odun düz alan zakkum çicekleri,su daha ne olsun ki.
Kanyon kardeşlerinin kanyon içindeki son gecesiydi bu ,ekipte moral bozukluğu yoktu,herkesin neşesi yerinde gülüp şakalaşıyordu.
Kamp düzeni aldıktan sonra ekip arkadaşlarımızla oturup durum değerlendirmesi yaptık.Faaliyete başlamadan önce aksi bir durumda kanyondan çıkmak için bir plan yapmıştık ,haritalardan anladığımız kadarıyla kanyonun sol üst kayarın arkasında tazı(GAZİLER) köyü olması gerekiyordu.
Yılmaz,Soner ve Hakan hava kararmadan soldan bir keşif için harekete gectiler,bizlerd e oturup google map den cıkardığımız harita üzerinde yorum yapmaya başlamıştık, muhtemel  bu çıkışın gaziler köyü olabileceğine karar verdik içimiz biraz rahatlamıştı.Ama ya değilse o zaman durum hiç de iç acıcı görünmüyordu,bu olasılığı aklımıza bile getirmek istemiyorduk,yukarda bizi ne bekliyordu,kaç gün de buradan çıkabilecektik,daha önce böyle bir tecrübe yaşamış olan Celal arkadaşımız yapacaklarımızla ilgili bize bilgi veriyor,gereksiz ne varsa burada bırakıp yanımıza sadece biraz kuru gıda ve bol su almamızı söylüyordu.
Birazdan keşif ekibi geri döndü yaklaşık 150 mt yukarı tırmanmışlardı.
Soner’in çıktıkları noktada” telefon çekiyor Mustafa Teke ile görüştüm” demesi bize şaka yapıyor diye geldi,sonra gerçek olduğuna inandık, düşünün kanyonun ortasında tel.konuşmuştu. Bu haber bizi daha dasevindirdi, demek ki köy yukardaydı yoksa niye tel çeksin hayvanlar henüz cep tel. kullanmaya başlamamıştı.Ekip toplanıp yarın için hazırlıklara başladık yanımıza neleri alıp neleri burada bırakacağımıza karar verdik,fazla yiyecekleri,neoplen,can yelekleri,yedek giysi ve ayakkabıları,kupa,tabak vs. ne varsa paketleyip burada bıraktık.Yanımıza teknik malzeme ,su ve biraz kuru gıda alarak hazırlıklarımızı tamamladık.
Yılmaz’la ben bize zaman kazandırsın diye 60 mtlik ipi alarak 70 derecelik dik yamacın başındaki, bir ağaca sabitledik, böylece sabah erkenden hareket edersek bu bize zaman kazandıracaktı.Çünkü güneş tepemize çıkmadan bizim bu yamacı aşmamız gerekiyordu .Zira güneş demek su kaybı demekti.
Sabah erkenden 5.30 sularında harekete geçtik , büyük çıkış başlamıştı. Celal’le ben önden giderek keşif yapıyor, sonra da arkadaşlarımızın yanımıza gelmesini bekliyorduk.Çıkış yolumuzun üzeri irili ufaklı taşlarla doluydu, çok dikkat etmemize rağmen yinede taşlar aşağı yuvarlanıyor, arkadan gelenler için tehlike oluşturuyordu.Önden gittiğim için kaskımı yılmazla değiştirmiştim.İpi bağladığımız istasyona gelince tepemizde uçan beyaz başlı kartalları gördük , yatarak onları seyretmeye başladık. Ama kartallar sürekli bizi gözetler gibi dairesel hareketler yapıyordu. Daha sonra bunun nedenini anladık, çıkış yaptığımız sağ kayalığın birinde yuvaları vardı ve kartallar yavrularına uçuş eğitimi yaptırıyorlardı,bizi tehdit olarak algıladıkları için tepemizde uçup duruyorlardı.
Bu çıkış tehlikelerle doluydu. Her taş oynuyor, sağlam dediğiniz kaya parçaları koparak yuvarlanıyordu.Vücudunuzun tüm ağırlığını o yüzden bir noktaya vermek aşağı doğru yuvarlanmak demekti.Tutunduğunuz kaya catlağında bazen dikenler oluyordu ama bunlar bu durumda asla canınızı yakmıyordu.Çıktıkca kartal yuvasına yaklaşıyorduk, yaklaştıkça kartalların sayısı artmıştı artık aynı seviyeden birbirlerimize bakıyorduk ,arada bir” taşşşşşşşş “sesi “taş yuvarlanıyor” kendinizi koruyun anlamına geliyordu, bir çıkış esnasında celal’in yuvarladığı taş diğerlerini tetikleyince taş yağmuru başlamış oldu.Yukardan bakınca Soner ve Hakan’ın penaltı bekleyen kaleciler gibi sağa sola hızla hareket ederek taş yağmurundan korunmaya çalıştıklarını gördüm.300-400 metre tırmanış bizi epeyce yormuştu ama nerdeyse gelmiştik, dediğimiz anlarda bir tepe ,bir yamaç daha önümüze dikiliveriyordu.Bu son dediğimiz kaçıncı tepe eteğiydi bilmiyorum aşağı baktığımızda kartalların artık epey aşağımızda uçtuklarını gördük gps de kot 827myi gösteriyordu oysa haritada zirve 800 dü ve bizim en az 50mt daha tırmanmamız gerekiyordu ,uzakta olsa tepenin ardındaki ormanı görebiliyorduk.Bir an önce ormana varma isteğine boyun eğerek tırmanmaya başladım ve çıktığımda çıkılacak başka zirve kalmamıştı orman karşımdaydı ve Celal yanıma geldiğinde gölge bir yere uzanıp ekibin gelmesini beklemeye başladık, cep telefonları burada da çalışıyordu. Sevdiklerimizi aramaya başlamıştık Bu arada Mustafa Teke’ yi arayıp koordinatlarımızı verdik.Soner’in cep tel haritaya bakarak köyün yerini bulduk
Hedefi tam olmasa da yakına bir yere gelmiştik.
Ormanda patika yolları bularak köye doğru yürümeye başladık.Bu patikalardan birinin işaretlenerek treking rotası oluşturulduğunu gördük,yine az gittik uz gittik dere tepe aşarak Tazı köyüne ulaştık.
Tazı köyünün de bir hikayesi vardı tabi buraya erleşen bir arap ava giderken yanın da tazıları varmış,o yüzden adı tazı köyü kamış.Köyün yeni adı Gaziler köyü ama burada yaşayanların dediğine göre köyde hiç gazi yokmuş,burası Türkiye her şey olabilir ne diyelim,gazi olmaması olmayacak anlamına gelmiyor ya.
Bu aktiviteden çok dersler çıkardık,bizim için iyi bir eğitim ve tecrübe oldu
Bu aktiviteye katılan bütün arkadaşlarıma
Ayrıca Antalya’ daki üyemiz bizden biri aktivitenin başarısı için elinden geleni yapan lojistik desteğini esirgemeyen sayın Mustafa Teke’ye
Kendisini yeni tanımamıza rağmen bize sürekli destek olan Hayrettin arkadaşımıza
Değirmenözü köyü halkına
Tazı köyünde yaşayan sevimli ihtiyar amca ve teyzelerimize( o köyde bize ikram edilen buz gibi ayranın tadı unutulur mu?)
Sonsuz teşekkürler sizleri seviyoruz.
Dua edin aktivite dört gün sürdü,yoksa ben yazmaya devam edecektim.
Erdal BAYRAKTAR

KML-LogoFullscreen-Logo
Tazı

harita yükleniyor - lütfen bekleyin...

Tazı 37.288377, 31.168174 İsim (name) : Tazı Şehir (city) : Antalya Derece FFME (Grade FFME) : V3 A4 VI *** Derece ACA (Grade ACA) : 4 C1 R VI *** En Uzun İniş (Longest rappel) : 15 m Rakım Farkı (Elevation Loss) : 210 m İniş Sayısı (Rappel Count) : 12 Kuş Uçuşu Mesafe (LOS Distance) : 7 km Arazi Mesafesi (Terrain Distance) : 9 km Süre (Duration) : 3 d Keşif Yılı (Exploration Year) : 2008 Giriş Boylam (Start Longitude) : 31.168174 Giriş Enlem (Start Latitude) : 37.288377 Giriş Yüksekliği (Start Elevation) : 420 m Çıkış Boylam (Finish Longitude) : 31.179313 Çıkış Enlem (Finish Latitude) : 37.220863 Çıkış Yüksekliği (Finish Elevation) : 210 m Rota (Wikiloc Trail) Galeri 2011 Galeri 2008 Geçiş Hikayesi 2009 (Story)