Anadolu Kanyon İhtisas Spor Kulübü Derneği (ACC)

Kanyon öncesi…. Yazı 1

Sene 2015 bu sefer söğütözü girişini gözümüze kestirip kanyona girmeye karar verdik, Erdal abey Celal abey Cengiz abi Nesrin abla ve Salim abey, bizim kızın beslenme butonu sorun çıkarıp ameliyat durumu hasıl olunca ben giremeyecegimi bildirdim, ustalar o yıl bu kolu bana bırakacaklar ini açıklayıp diğer bilinen klasik Kestelkanyonu​ 1.kolu yapmağa karar verdiler. İyiki öyle yaptılar planlanan ip boyu büyük selalede sorun olabilirdi. Yıl 2016 bu defa Celal abi, Erdal abi, Mehmet, Humerya ve ben ekip tamamdı. Büyük şelaleye kadar her şey güzel gitti iki kamp ve üç uzun gün. Büyük şelale gerçekten buyukmus. 80 metreyi aşan boyuyla adeta harikalar çıkaran Erdal usta ara istasyonu atıp hepimizin 17 metre atlamasini engellemiş oldu. Aslında bu şelaleye celal uçtuğu adı vermek lazım. Bu defa da büyük şelalenin altından elimizde kalan son 30 metrelik iple kanyonla vedalaşıp hemen sol kayalık duvarı adeta kaya tirmanarak 7 saatlik bir yolculuk la kendimizi topluca köyünde bulduk. Muhammed i burada tanıdık buraya ilk defa bizim yuzumuzden inmis. Sözde bizi 1 saatte köye goturecekti, tabii bu Muhammet hesabı. İyi ki de öyle olmuş o gün için elimizde kalan son 7 boltu düşününce kaderin cilvesinin bizi neden 2017 ye kadar oyaladigi ve kanyonun kendini neden bu kadar sakladığı ortaya çıkıyor. Aslinda sen plan yaparsın ama tanrının da bir planı vardir. Erdal ve Celal abey ile tüm sezon Kestel kanyonu 2.kolun keşfi için plan ve planlar yapıp durduk. Sezon başlarken içimiz kıpır kıpır kestelin keşfedilmemiş kalan bölümü için birbirimizi motive ediyoruz. Google’dan Erdal abi ile bakıp izafi kamp yerleri acil çıkış yerleri yukarıdan patikalar vs vs bir sürü bilinmeyen Google earth hesaplari yazışmalar yazışmalar. Ama nafile keşif kesiftir elbette çeşitli önlemler çeşitli varyasyonlar hesap etsekte kanyon kanyondur. Bu defada büyük usta celal abimin rahatsızlığı hasıl oldu. 2.3 aylık süreçte kendini toparlar girer fakat psikolojiler nasıl olur. Celal abi son kararı veriyor ben biraz gönülsüzüm. Şahindere kanyon etkinliği Semih , Erdal abi ve Celal abi küçük bir toplantı yapıyoruz. Celal abi bu işin bitirilmesi gerektiğini bildirdi. Eyvallah usta dedik ben yine gönülsüzüm çünkü buraya emek veren bir usta eksik gireceğiz kanyona. Yinede o eksik hissedis her daim kanyon da varlığını bize hissettirip güç verdi.
Yavaş yavaş ekibin diğer üyeleri netlesip tarih netlestirildi Nesrin abla Şamil abi Tuğçe Sema İsmail Semih Erdal abi ve ben ekip 8 kişi.
Semih ve Tuğçe İzmir’den, Şamil abi Nesrin abla ve İsmail Ankara’dan Sema ve Erdal abi İstanbul’dan. Lojistik Celal abi izmir dış ekip Ayşe ve Necati ben Karaman. Watsuptan oluşturulan kanyon öncesi grup yavaş yavaş ortak malzemeler ihtiyaçlar ve eksikler tamamlanıyor süre yaklaşıyor. Hava durumu raporları izinler ve diğer kanyon gereklilikleri. Kanyon öncesi en yoğun en heyecan verici zamanlardır bana göre sürekli Kanyon düşünülür o anlar kafamın içinde kurgulanir durur. Teknik malzemeler boltlar kulaklar ipler iplerin boyları , Bolt sürücüleri çekiçler expresler jumarlar makaralar vs vs yiyecek maddeleri sekizle çarpılacak 5 gün ve bir artı gün hesaplanacak. Malzemeleri 5 market 2 kuruyemiş ci bir sporcu dolaşarak yemin ediyorum. 5 güne parçalayıp poşetler poşetler düğümler ve her şey hazırlanıyor. Bektaş baştan sona video çekimleri yapıyor market alışverişini. Her kare her megabayt değerli tüm çekimler on onbeş dakikalık bir yada bir kaç belgesel olacak kısmetse. Gün geldi çattı biz bu süreçte kanyon kendi sürecinde zaman işleyip durdu. İnsanoğlunu n tüm aceleci taraflarının aksine gayet sakin vakur ve kendi hesabıyla çalıştı Mut Kestel Kanyonunun bilinmeyen doğu kolu. Köprünün altından geçen sular iki antik köprünün altından da yavaşça süzülüp havuzlar köpüklü çanaklar ve pırıl pırıl şelaleler olusturdu. Çamurları birbiri üzerine yiğdı ve biraz biraz akip biraz biraz sonsuz denge profiline ulaşmak için acelesiz serüvenine devam etti. Biz yada başkasının umrunda olmadığını varsaymiyorum. Çıkacağım her dağda yürüyeceğim her rotada gireceğim her kanyonda avatar gibi bir bağ kurduğumu düşünüyorum. Kanyondaki hangi şelale benim hangi ardicin hangi daliyim hangi köpüklü su damlasiyim vs vs içsel hesaplar. Kanyon öncesi zor ve kanyon artık bizi bekliyordu. Bir bilinmezi daha bilinir kılmaya giden insanlık tarihinin 8 kişisi.
Kanyonda 1.gün yazımı sabırla bekleyin……

Yazı 2

Morgan Rice nin kahramanların günlüğü kitabında bolca bahseder kanyonlardan, kahramanlar; kanyondan çıkıp gelen köyün bütün çocuklarını öldüren canavarla yüzleşmek zorundadırlar, kanyonu geçip uzak diyarlara gitmek onlar için biçilmiş kaderdir. Ne kadar kalabalık bile olsanız yalnız hissedersiniz kendinizi kanyonlarda. Gün kanyon günü; ilk sema ve Erdal usta geliyor uzun çantaları alıp kardof un yolunu tutuyoruz. Çantaları atıp tiritciye gidiyoruz, lakin tirit saati çoktan geçmiş tabii o zaman yol aldık Avni nin dükkanına bir geç kahvaltı alıyoruz, dört kişi üç kişilik kahvaltıyı bitiremedik. İhtiyaçları bir bir analiz ediyoruz yeniden o yetermi bu yetermi yedek piller şarj telsiz vs vs bu arada İzmir ekibini Ankara ekibi alıp gelecek kulüpte buluşacağız. Eve uğrayıp dolaptakileride posetleyip kulübe geçtik. Son ihtiyaçlar bir tek ekmek kaldı alınacak saatler yarım oldu ve İzmir Ankara İstanbul tüm ekip kulüp te. Kulüp ana baba günü gibi şen. Necati nin tukkaninda kahveler içiliyor. Bizi kanyona bırakacak servisimiz İsmail de geldi. Kucaklasmalar merhabalar tatlı sohbetler daha geçen aynı ekiple Şahinderesi, Gümüşdamla kanyon etkinliklerini yapmıştık. Meğer ne çok özlemiş herkes birbirini. Kanyon çantaları bir bir doluyor. Celal abimin yokluğu Erdal başkanın rahmetli esprisi epey gidecege benziyor şimdiden. Thanklar tencereler İzmir’den ipler Ankara İstanbul Manisa’dan …. Hala gözümüz : bir parça ip alsakmi hesaplarında ve son çantalar hazırlanıp minibüse yükleniyor. Necati ve Ayşe lojistik ekip. Yaklaşık bir saat tozlu yollardaki yolculugun ardından Dağpazarinda kısa bir çay molası veriyoruz. Pek te kısa olmadı herkesin rahatı yerinde çaylar sade sodalar rahatlık rehavet. Haydi gidelim daha 20 km yolumuz var. Dağpazarinda n Söğütözü ne doğru stabilize toprak yolun altı, iki üç hafta önce gelen Selin ve yağışın etkisiyle epey tahrip olmuş, Erdal ustayla sık sık göz göze gelip arazideki sel yarinti izlerini inceliyoruz. Kanyon sonuna kadar duyacagimiz sorular ne kadar kaldı kaç km kaç dakikada oradayiz. Nihayet saat 16.00 Söğütözü antik köprü deyiz. İki meraklı çocuk yanımızda bitiyor, tabii haliyle bölgede böyle şeyler normal değil, büyük olan uyarıyor çok yılan var dikkat edin, hazırlanıp son pozlarimizi Necati ve Ayşe’ye verip vedalasiyoruz. Ben gözden kaybolana dek Ayşe’ye el salladım. Erdal abi son direktifleri veriyor, kurallar kaideler tavsiyeler bir çeşit kanyon geçiş ve keşif reçetesi. Saat 16.30 Artık kanyondayiz. 3 gün rahatız en azından geçen seneden talimli Erdal abi ve ben bildiğimiz yerdeyiz. Ekibin üyeleri buraya ayak basan el süren dünyanın ilk 11 indeler. İlkliginde önemi yok bu son da olmayacak artık biz yolu açalım ardı gelecektir. O antik köprü kahramanların kitabında bahsedilen gibi, sanki hepimize köydeki çocukları zamansizca gelip öldüren canavarı bulup cezalandırma görevi verildi, zirhlarimizi, efsunlarimizi bürünüp kaskalarimizi takmisiz….. Uzun havuzlar kurbağa ve yılan kacismalari, dallar sazlık lar, bulanık su ve serinleten sıcaklık her şey normal. Bugün gidebildigimizce yol almak ve ilk uygun kamp alanında kampimizi atmak hedefimiz. Bir istasyon inişi bir kaç küçük atlayış ve bir kaç destekli iniş var, bu bölüm kısmen dere formatlı henüz yalnızlık hissinin olmadığı kanyonun başınıza çiçekler taktığı hoşgeldin versiyonu. Bir kaç hafta öncesi yağışın izleri belli Selin götürdüğü süpürdügu sazlıklar ve malzemeler. Su seviyesi birazcık yüksek 2016 ya göre. Ölmüş bir semender bulup neoprenimin üzerine lakos logosu yapacaktim vazgectim ruhuna doğa ananın ruhuna saygısızlık olmasın,, sonra doğaya onu sonsuz istirahatina terk ettim, küçücük bir mezarı var şimdi başında serçe parmağı büyüklüğünde tahtadan bir taş diktim, her ölüm sonsuz bir saygıyı hak eder cümlesini okumuştum o bir yerde ….Bizim için anormal olacak her doğa olayı , oysa bu kanyon için, burada adapte olmuş canlılar için o kadar normal ki. Yağmurla gelen seller olmasa, içindeki yuvarlak köşegen şekilsiz sekilli alüvyonlar yavaş ve hızlı carpismalar bu keskin duvarlar jilet misali kokurdanlar cadı kazanları köprüler nasıl oluşurdu. Binlerce yıldan bahsediyoruz milyonlarca hatta taa jura devrinde yasamis ammonit fosilleri sığ bir okyanus un tabanında cokelip dinlenirken, Afrika plakasının Akdeniz altından küçük asya levhasını itip oteleyip kırıp kıvırıp yukseltmesi sonucu buralara kadar gelmesinden. El dokunduğumuz her yer ilk insanın ateşi bulması gibi güçlü bir keşif barındırıyor buralarda. Ekibin keyfi epey güzel Semih ara sıra kendini tutamayıp hayde diye cigiriyor dağ i taşı. Nesrin abla çoktan fotoğraf makinasının bir kaç gigabaytini kayda geçirdi bile,, şamil abi Tuğçe Sema İsmail hepimiz bu kanyonda doğmuş gibi ilerledik dakikalarca, gözümüzden kaçmasa da yüz metrelik tam ip İsmail de biraz ağırlık sorunu yapacak gibi duruyor; Ve nihayet liderden mola kamp molası kararı yaklaşık 2 km yol almisiz. Neoprenler çıkartılıyor herkes kendince yatacak bir yere matini atıyor yiyecekler tencereler keyifler kallavi. Mönü de nohut kavurma pilav ve limonlu tenk var. Erdal abinin rahmetli sözcü gü artık dile pelesenk oldu rahmetli olsaydı şöyle yapardı böyle yapardı büyüksün Celal usta 🙂tek başına kamp mutfağını çekip çevirmek kolay iş değilmiş anladık. Büyük kepçe takım yıldızı gecenin karanlığında başımızın üstünde bir şapka gibi selamladılar tüm yildiz takımıyla bizleri, bizlerse yeni güne dinç bir şekilde uyanıyor olacağız Semih in denklansor darbeleriyle. Yarın sabah buluşmak üzere.
Kanyonda birinci günün sonu yıldızların altında uyumak mükafatı…….arkası yarın…….

Yazı 3

İçi toz toprak, balçık ve taş dolu kalpsiz fırtınalar, küstah kasırgalar istiyor diye asil ağaçlar köklerini terk edip başka yerlere göç etmezler. Ağacın toprağını alırsak onu neyle avutabiliriz. Kanyonun da suyu ağacın toprağı gibi değil midir? Susuz kanyon biraz oksuz sayilmazmi gece ruyandami yazdin kardes, sabah olup güne Semih Atçı kardeşim in denklansor üne gülümseyerek uyanıyorum. Hafif tozlu çay suyu biraz duman isli bir güne başlamak biz şehirliler için ne kadar da istenmedik bir durumdur normalinde ama burası kanyon. Suyun vivaldinin dört mevsimi gibi sabaha kadar akış tınısı bana rahat bir uyku oldu. Dünkü yarım etkinlik sonrası hepimizi güzel ve finalinde mükemmel bir kampı olan bir gün bekliyor. Her poşet geldiği gibi posetine giriyor yeniden. Her günün en zor tarafı yeniden ilk gün gibi çantayı hazırlamaktır kanyonlarda. Hızlı ve çeşidi bol bir kahvaltı espiriler ve herkesin birbirini destekleyen motive sözleriyle suyla buluşuyor 8 kanyoner. Şamil abi plastik cerrah titizliği ile temiz suları doldurup 1.5 luk petleri dağıtıyor yolculuk öncesi. Bir poşet kuruyemiş 3 adet tenk hazırlandı. 60 lik ip bende 50 lik Erdal abide 100 luk ismailde 5 kilo kulak Bolt çekiç kurbagacik vs malzemeler Semih te. Birde çok işimize yarayacak dinamik kırmızı ip arada bir yerde dolaşıyor. Hasbelkader herkes malzemeyi bölüsmüş durumda işte kanyon kardesliği bu ruhunu sırtını canını ekibine teslim etmek bugün biraz daha motiveyiz ve hizliyiz 9 da yola çıktık çok rahat bir parkurla hemen çıkışta tepelerden kecileriyle akıp gelen Sevcan çobana rasladik kanyonu kesip diğer açıklık yere doğru kecileriyle yol alıyor. Anadolu insanının misafir perverligi ile hoşgeldiniz diyor, o ayak üstü biz suda sohbet koyulaşma dan yollarımız ayrılıyor. Yaklasik 2 saat sonra yeniden birleşiyor yollarimiz. Muhammed’e selam yolluyorum, Geçen seneden tanıdık öğle yemeği molamiz ve bundan sonraki parkur pars parkuru. Aslında Erdal usta da bende de kayıtlar silinmiş sözde 2 saat içinde kamp yerindeyiz. Biraz da oyalaniyoruz oglenin kucağında. Ne uzun ….ama çıkınca ne kısa geliyor insana zaman mekan duvar kanyon ve her bilimum madde. Sanki dönünce gavur köprüsü ne varacak gibiyiz. Büyük açıklık ve öğle yemeği sonrası artık kanyon bize gerçek yüzünü gösterdi. Deve boynuna ulaşınca ardı arkası gelmeyen koridorlar küçük büyük şelaleler hatta iki istasyonu bulamadik. Muhtemelen kışı haşin geçen coğrafya kanyonda kendinde olmayanı alıp götürmüş olmalı. Su dokunmayan yüzeyler bile eskimiş yerine yenisini kesip doğal babalardan bol bol istasyonlarla pasajı n içinde servis yapan şef garsonlar gibiyiz. Büyük bir atlama kontrol noktasindayiz. Aklıma boş insaatlardan kum havuzuna atladigimiz cesaretli küçük çocuk hallerim geliyor. Mahallenin tüm çocukları 2.kat 3.kat katlar yükseldikçe kum tepesini yükseltip cesaretimizi maksimuma kadar taşırdik. Kenar mahalle çocuklar için şimdi adı onların varoş oldu , dostluk ve arkadaşlık larida ölümüne olurdu, bilen bilir. Neyse ki hatirladigimiz hatırlamadığımız bir çok havuz ve bölümü neşe ve huzur içinde geçiyoruz. Semih İsmail önde Erdal abi ben arkada Nesrin abla arkada bazen önde ortada sürekli varyasyonlarla etabı tüketiyoruz. Şamil abi ip topluyor, çantayı soteliyor , her inen kisi ipin emniyetini alıyor , ritmik bir bütünlük alıp alıp gidiyor hepimizi suyun üstünde. Kanyon bizi bütünleşik bir mermer gibi yontuyor. Karadeniz’li lider Erdal usta ara sıra hepimize fırçasını büyük bir ustalıkla darbeliyor ve denklansor lere herkes ölümsüz anların izini bırakıyor. Nihayetinde günün sonu zorlu bir parkurun ardında muhtemelen suya kışın düşmüş bir babacan keçinin boynuzları gibi kıvrıla kıvrıla geliyor.
Tarihte dingin bir ruhun huzur bulduğu bir yer olarak seçtiğini düşündüğüm gavur geçidi derin bir huzur mekanı yasanilmisliklar ve emeklerin izlerini taşıyor. Kamp yerindeyiz eşek arıları bizi yemeden toparlanıp semanin ta istanbullardan getirdiği kuru etlerimizi tüketiyoruz. Bir yandan suyumuz ısınırken çantalar neoprenler çoktan çıktı kamp düzeni alındı ve yukarıdaki eşsiz manzaranın keyfi için yüzyıllar önce döşenen mistik taş yoldan sessizce yükselip bir kaç dağ keçisi görme umudu ile derin bir sessizliğe büründü. Ekipten sonda kalanlar hariç hepimiz o hoyrat söz dinlemez asi ve bu topraklar için yaratılmış dağ keçisini geçen sene bırakmış gibi bulduk. GSM le lojistik ekiple görüşmeler oldu hatıra fotoğrafları ve gece karanlığı cokmeden eşsiz manzaranın tadına doymadan kamp alanına indik.
Nedense yukarıdan bakınca Avrupa’nın en büyük kanyonu verdon aklıma geldi ve oradaki hikayesi, aslında ne verdonu gördüm nede hikayeyi tam olarak hatırlayamadım;
“Yüzyılın başlarında yaşam şartlarının zorluğu yüzünden büyük göçlere tanık olmuş bu bölge. Sadece bal toplamak ve balık yakalamak için kanyondan aşağılara inmeye çalışmışlar. Marsilya’dan gelen ilk tırmanıcıların gözleri hep yukarılardaymış. Aşağıya doğru rota açılışı için ilk bakış 1968’de gerçekleşmiş ve Parisli Patrick Cordier kanyonda ‘Engarés’i (Kızgın) açmış. Bu ilk rotanın arkasından ’68 sonbaharında Le Demand (François Guilot) açılmış. Rotanın açılış öyküsünü, Le Perraquet Vert’in büyük aşçısı şöyle anlatmıştı. Marsilyalı François güzel bir bayana âşık olur, güzel bayan yetenekli tırmanıcıya evlilik teklifini babasına sorması gerektiğini belirtir. François bunun üzerine kanyonda zamanının en sert rotalarından birini açar ve ismini Le Demand koyar. Soru sorulmuştur; fakat kızın babası da öyle yenilir yutulur cinsten bir alpinist değilmiş! Marsiya’da bir yerlerde babada damat adayına cevabını vermiş, Le Reponse adında ki rotasıyla. François’in bir adım ötesine… François’de bunun üzerine kanyonda L’Ofrè’yi açarak, kızı almış…
Kim bilir bizim de ülkemizin yıllar sonra kanyonlarinin rota isimleri olur . Kim bilir belki bizim ülkemizde herşeye layıktır. Kim bilir belki bu 8 kişi geçen yılın 5 kişisi ve onlara destek veren lojistik ekip kitaplara felan geçer. Gönül neler de ister, kanyonlar sabirla yontarlar mermerlerini, …….

Gavur geçidi köprüsü köydeki bir zenginin parasını odemesiyle yaklaşık elli yıl önce onarılmış. İki bölümde bulunan ardıç latalar tüm sellere ve kanyonun haşin ligine direnmeye devam ediyor. Yukarılara yükselen düzgün döşenmiş patika istinat duvarları artık unutulmuş kullanılmaz ve zamanın pervasiz yıkım sürecine direnmeye çalışiyor. Tahta köprü ve patika yolun taşları körler ve sağırlar gibi birbirini ağırlıyor, bizde burada bulunmakla aslında kör ve sağır taniklariz. Kanyona girmeden önce, zihnini dışarıda bırakmalısın, çünkü peri masalları ülkesinde zihne gerek yoktur. En sevdiğim ağaçtır ardıç, hayata toprağa en sağlam basanidir, kuru dalını bile kolayca o istemeden alamazsiniz, öyle bir kuşla tümleşik ve aşık yaşar tohumlarida belkide bu köprü bu kamp alanı bana çok mistik gelir bu yüzden. Yorucu bir günün analizi yaklaşık 3.5 km yol kat ettik 300 metre kadar irtifa kaybettik. Dolu dolu bir günün ardından gerilim de olmazsa olmazdır İsmail makarna konusunda yeni bir tecrübe ile baş ascimiz lezzet uzmanimiz Nesrin abla ile fikir ayrılığına düşüyor ve sonunda makarna Nesrin ablanın ellerinden sofrayla buluşuyor. Küçük bir ironi erkekler mi iyi ascidir bayanlarmi hiç birinin kanyonda önemi yok ki. Sonuçta geldiğimiz nokta celal başkan burda olsa bize birakmazdi bu işleri 😁😀…..
Bu defa tam guneyimizde kova takım yıldızı benim burcum akşamı selamlayarak uzerimizden yavaş ca gecenin tülünü çekiyor. Herkes derin köşesinde birbirine çay ikram ediyor. Köprülerin altından çok sular akıyor bu defa eski gavur köprüsü vivaldinin dört mevsimini tahta trabzanlarindan notaliyor, yan tarafta döşenmiş taş patikaya düet yaptırıyor. Onlar hancı biz yolcuyuz belki de İzmir marşını caliyordur kim bilir. Tuğçe çıkınından bir tütün sarıyor, köz kırmızısı na bakarak dalıp gidiyorum yarının uzun şelalesine ….. Yarın kritik gün psikolojik düğüm uzun şelaleyi sorunsuz gecmeliyiz aklımda o nokta var muhtemelen Erdal abi de de öyle daha oraya varmadan Semih İsmail Erdal abi küçük birifingle atılacak sistemi bile hayallerimiz de kuguladik düğümü attık karabinalar i tutturduk oy oy planlar planlar. Zor , sancılı bir o kadar eğlenceli. Yarın zor olacağını düşünüyorum; şimdilik iyi uykular buralarda herkes iyi zaten bu yazıları da kanyon çıkışı yazdım …imlaya dikkat etmedim boşuna elestirmeyin yanlış lari siz duzeltin işte…
Arkası yarın……..

Yazı 4, 3.gun
Toros Dağları, günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce oluşan tektonik hareketler sonucu denizden yükseldi. Yükselme esnasında, çoğunlukla kütle biçiminde, bazen plakalar halinde, genellikle beyaz, hava ile fazla temas eden kısımları kurşuni, zaman zaman mermerleşme derecesinde basınç altında kalmış kalın kalker tabakaları Torosların üstünü kaplamış şekilde yüzeye çıkmıştı. Miyosen Dönemde, tektonik hareketler sonucu oluşan çöküntüleri dolduran deniz, Torosların bir kısmını yeniden istila etti. Orta Toroslara bugünkü şeklini verdiren bu son orojenik hareketin ardından tortularını bırakarak tekrar geri çekildi. Taşeli Platosu, Mut – Karaman civarına kadar uzanan bu deniz baskınları ve tektonik hareketler sonucu bugünkü yapısına kavuştu. Tüm bu yukarıdaki bilimsel bilgiyi ve daha fazlasını okuyarak girdiğim kanyonun bir köşesinde gördüğüm fosil parçacığı aklıma bin bir jeoloji bilgisi getirdi. Öylesine büyüleyici bir yükselişle acaba ne zaman bu topraklar yükseldi. Ne zaman yeniden çöktü ve yükseldiğinde bu dere bu boğazı nasıl açtı bu kanyon ne zamandan beri oluşmaya devam ediyor 23 milyon yıl önce oluşmaya başlamıştı eeee sonra evet sonrası yeniden burayı deniz boğdu burası yeniden çöktü ve yeniden yeniden yeniden yükseldi. Bu dere bazen çok hızlı bazen çok yavaş bu kanyonu oydu kazdı taşıdı yıprattı ve derinlemesine içine gömüldü. Belki de bu dere saklamak saklanmak istiyordu gökyüzünden kaçtı gidebildiğince derine ve ona yanındaki sleep kaya duvarları yardım etti güneşten korudu. Eğer durum böyleyse mükemmel bir bilgi havuzunun içinde ilerliyorduk. 23 milyon yıl öncesine miyosene kadar gittim ve geldim. Bu bölüm 2014 ten alintiydi o yazı dizisini de okumanızı öneririm:) kaç kişiye kısmet olur hikayesi unutulmak üzere olan bir köprü ayağında uyanıp neşe içinde kahvaltı yapmak, biraz egoistce düşünerek yazdım ve insan bazen egoistce davranıyor bu noktaya kadar kanyonun içinden ulaşan sadece 11 insan var en azından yazılı tarihin bilinen tarafı bu belki de yazısız zamanlarda geçtiler yada geçenler biz kadar egoist davranmayip başarılarını sadece kendileriyle paylaştılar kimbilebilir ki ?????. Bir çok soru işareti ile baslayan güne basliyorduk köprünün altındaki 4 ,5 metrelik inisle derin sular ikinci uyanisimiz oluyor. Kanyon Vadi: Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan vadi tipidir. Yamaçlar oldukça dik ve derindir. Genellikle kolay aşınabilen kalın kalker tabakaları içerisinde oluşurlar.
O halde bu yarılmış yüzlerce metrelik çatlak birden bire kapanirsa 8 insan burada fosil olurmu? Aklımda deli sorular. Neyse ki şelale hattı bugünün sonu nereye inrcegimizi biliyoruz. Sistemler boltlar eski kulaklar gevşemiş kopmuş tazelenen istasyonlar ardı ardına uzun iki iniş ve sonrasında en uzun inisle bitecek gün. Bugün biraz terminolojik gittik o halde eski köprüden büyük şelale inisine kadar acil çıkış noktasının bulunmadığını da belirtmeden gecmeyeyim. Büyük şelale canaginin sağına aklimizdaki gibi bir sekizlik bir üçlük boltumuz u atıyoruz , ilk iniş bende ip nereye giderse toparlayıp ineceğim ip alttaki iki canagada dolmuş bu yıl biraz fazla su yukardan dökülen su kaskı yaracak gibi ses çıkartıyor. Geçen yıldan yan geçiş yaptığımız çatlağa ve bıraktığımız ipe bakıyorum 6,7 metre kalmış çamur renginde ucu lime lime olmuş onu görünce urpermedim dersem yalan olur. İp sagilmis süt gibi şelalenin bel veren küçük havuzuna dolmuş, doğruca oraya ordan atınca ipi alttaki küçük çanağa hayde neyseki yola devam doğruca 80 metrelik bir iniş, geçen yılın finalindeyim. Sudan inince suyun düştü ğü yere sanırım ipi kurtarırken can yelegimden sıyrılıp kayan celal ustanın fotoğraf makinesi baliklama düştü önce odun parçası sandım sonrası çok geç olmuştu. Şelalenin düştüğü yerden 10 yüz baloncuk havalandı. Bir yudum su aldım ağzıma sekizliden kurtulurken tadı asidi kaçmış maden sodası gibi geldi. Sonra sırayla İsmail, sema,Tuğçe, Nesrin, şamil,Semih ve Erdal abi inisteler. Şelale kenarından yükselip inen ismaili çekim yapıyorum, Semih hayde diye bağırıyor, şelalenin en tepesinde geçen yıl muhammetle çatlaktan çıkış yaptığımız yerde iki dağ keçisi bizi izliyor, yeleleri aklasmis boynuzu kıvrım kıvrım gece hilali gibi yaylanmis bir erkek teke ve bir dişi Semih bir tarafta onlar bir tarafta, müthiş keyif alıyorum bir yandan da ismailin inişini izliyorum. Herkes inen arkadaşı tebrik ediyor. Finali bitiren maratoncu gibi geleni herkes kucaklıyor, kritik psikolojik sınır asilmak üzere. Semih ve Erdal usta çantaları indiriyor. Daha İlk çanta sürprizi ni yaptı, inerken bi 30 metre altta sıkıştı Erdal abi ve Semih in tüm dirençler ine rağmen çanta gelmemek için ısrar etti. Semih abi çanta ile şelalenin yaklaşık 60.metresinde 3 raundluk bir maça tutustular. İlk raundu çanta kazandı, Semih çantaya indikçe çanta ondan kaçtı, Semih i indirmemek için direndi fakat Semih in elinden kurtulamadı, lakin çantanın küçük karabinasi semihe 2. Ayak oyununu yapıp ipte kalmış, Semih abinin arama kurtarma sekizlisinin içinden geçip ipte kalarak Erdal abiye tuzağını hazırladı, Erdal abinin de karabina ile şelale altında mücadele si sonucu sonuçta herkes güvenle 80 metreyi aşan boyuyla uçan suyun altında toplandı. Kamp yeri mükemmel bir kumluk ve ülkemizdeki en uzun şelaleyi içinde barındıran ve karşınızda sabaha kadar alacak olan nefis bir yer. 2016 yılında biz yanına inip goruntuleyinceye kadar gizli kalmış gizemini korumuş mükemmel yer, yakın civardakiler uçansu ismini koymuş, suları gerçekten uçuyor ve sizi de ucurtuyor. Bu şelaleden 2.kez geçen 2 insandan biri olmak ayrıcalığı ile bunları yazmak paha biçilmez. Siz inerken kaskiniza çivi gibi inen suları, yemyeşil yosunları , yaklaşık yari belinde bel verip oluşturdugu 2 küçük havuzu ve siz inerken sizi her daim takip eden sıra sıra gökkuşaklari ile böylesi yok. Canınız cekmesin ama ben boylesine kaymaklı baklava derim. Haliyle insan uzun kanyon geçişlerinde her şeyi özlüyor. Kanyon çıkışı yiyip içeceği hayal ediyor. İpimiz İsmail’in kayaya sabitledigi yerde şelaleden aldığı suları süzerek damla damla bize getiriyor. Bir taraftan yemek telaşı başladı bir taraftan GSM ile lojistik ekibe haber ve çekim yeri arayışları. Bugünde karnımızı doyurduk ne yedigimizi şimdi hatirlamiyorum ama karanlık çökerken ipi çekme telaşımız görülmeye değerdi. Erdal usta yine firca darbesini konusturdu. Az sabretse 3 e bir makara sistemi ile ipimizi kucagimiza en az eforla alacaktik. Ama 1 beygirlik 8 insan senkronize si ile ipimizi almayı tercih ettik. Bu Karadenizliler çok inat, burada liderime hafif dokunarak geciyorum bir de çok sabırsız yine liderime hafif bir serzeniş ya Erdal abi elimizde makaramiz var kolayca bir makara sistemi atsakta ipi alsak inadima karşı Karadenizli tecrübe inadı baskın geldi. Biraz ugrasla ipi kucagimiza aldık 210 metre 🙂 burada kanyonu tek başına geçmek gibi cilginliklar düşünenler için yazıyorum sakın denemeyin. Hatta 3 kişi 1 beygir gücünde değilseniz 3 kişide olmaz en az Semih gibi babayiğit 4 delikanlı gücü lazım. (Maşallah diyelim semihe ). Bir ara ipi çekerken kendimi Galata da karadan gemi yuzduren Fatih’in tayfası gibi hissettim. Nereyi fetih ettiğinizin önemi yok o anda tüm grup bir takım olmanın haklı gururu ile çay başına toplandık. O gece yorgunluktan midir yoksa sema nin verdiği benim gibi silim fit insanları çepeçevre saran insan vücuduna sıcaklık veren yakı türü maddenin tesiriylemidir bilmem mükemmel bir konfor ile uyumuşum. Tesekkurler sema bir ara zaman bulursan marka ve modelini yaz dağ faaliyetimizde çok işe yarar. Su yükselmesi endişesi ile , kıyıya koydugum sopaya ; ara sira fener tutarak bir gece daha geçti. Bir yıldız kaydı bir dilek tuttum. Her insan için güzel günler isteyen bir dilek ……aslinda bu yazıyı da içimden paylaşmak gelmiyor ama kanyon tarihinin en güzel keşiflerinden birini yapan 8 kişilik ekip beni linç edebilir yarım bırakmamak lazım 😂 ….. Bellimi olur belki bir kanyonda daha karşılaşırız. Teşekkür ederim grup yine çok iyiydik. Psikolojik 3. Katmanı aşıp 3. Kamp yerindeyiz. Birde yazmadiklarim var ne güzel bir gündü. Herkesi tebrik ederim ve herkes e kardeş likleri için teşekkür ederim.
Arkası yarin

Yazı 5, 4.gun

İnsanlik tarihinde Şimdi bilimsellikte bizi çoktan geçip ilerlemiş milletler tüm dünyayı tanımak adına 1500 lu yıllarda büyük keşifleri yapmışlar, böceğini kurdunu kuşunu gittikleri her yerde ordu ve devlet destekli tüm kullanılır malzrmeleriyle ülkelerine dönmüşler, dünyanın daha iyi tanınması adına bir patlama dönemi öylece asılmış. Herşeye rağmen bu dünyada insanın ayak basamadigi yerler varken aya çıkılmış hayret.
Insan her türlü bilinmezligi kendine bilinir kılmak için yaratılmış en mükemmel canlıdır. Neolitik atalarımız Çatalhöyük ten binlerce kilometre uzağa gidip oralarda bulunan yakın ve uzak akrabalarimizla iletişime gectiler. Farklı tabiat ve farklı doğal koşullarına karşı kendilerini egittiler. Bir milyon yıllık insanlı dünyada var olma çabasında ki atalarımız bir çok yere ulaştı bir çok bilinmezi bilinir hale getirdi. Biz biliyoruz ki hala insanlığın el degmediği noktalar mutlak bu yaşam içinde kendini güzel insanlar için daima saklıyor. Afrikalilar yeni doğmuş ve isim almamış çocuklarına muntu diyorlar. Biz deki çocuk ya da bebek gibi birsey. Sonra o çocuk doğaya çıkıp aynı kizilderililer gibi kendini kanitlayincaya yada kendini dogada bir nesne veya canlı ile ozdeslesinceye kadar muntu kalmaya devam ediyor. ve bana göre hala bu modern toplum da muntular aramızda cogunlukla dolaşıp durmakta. Bu gidisle Onlar hep muntu kalacaklar. Ubuntu ise adam demek yani eril ismini almış. Bu yukarıdaki pasajı avurga kanyon geçişi gunluklerimde yazmıştım. Zaman bulursaniz orayı da okuyun isterim. Bugün bizde dahil kimsenin el surmedigi rotadayiz, bugün burada yapılanlar insanlık tarihinin ilkidir. Sabah biraz geç hareket ediyoruz. Gençlikten kasıt sadece bir saat geç hareket, Erdal abi hazirmisin diye soruyor, eyvallah her daim deyip tokalasiyoruz, büyük şelale kampının solundaki hafif Tümsek kayaliklardan iki doğal istasyonla islanmayi sadece birazcık geciktiriyoruz. Tahminimiz günün sonunda iki suyun birleşme yerine çıkmak, evdeki hesap kanyona uyacakmi bakacağız. Bugün ve sonrası iki suyun birleşme yerine kadar daha sakin ve ölçülü gitmek zorundayız, 4. Gün ritmi daha iyi tutturduk. Önde Semih ve ben ortada Erdal abi , Erdal abi aynı zamanda senronizasyondan görevli lider ortada başta arkada her yerde, arkada İsmail ip hatlarını ve ardı topluyor. Büyük ip gerekli olurmu bilmiyoruz. Bir 61 lik bir 55 lik bir 20 metrelik ip sürekli açık ve peşi sıra Bolt yerleri deliniyor. İstasyon öncesi dinlenme noktalarında şamil abinin labaratuvar hassasiyetinde temizleyip süzdüğü sudan tenklerimizi, bize son güne yetecek kadar kesilmis yarım litrelik limonlu suyumuzu semanin termosundan yudumluyoruz. İsmail in bir litrelik filtreli Su temuzleyicisini hiç saymiyorum coktan grubun en vazgeçilmez ortak malzemesi oldu. Arada Nesrin ablanın denklansor üne gülümseyerek anı ölümsüzlestiriyoruz.
Ardı ardına dönemeç Z harfine benzeyen ve suyun direk üzerinize döküldüğü şelale hatları ve zorlayıcı etapları olan bir bolumdeyiz. 30 metrelik farkla grup 3 e bölünmüş her çanakta birileri bir şeyler yapıyor. İki üç çanak ve istasyon geçip biraraya toplanıp moral buluyoruz. En kalabalıkta bile insan kanyonda kendini yalnız hisseder bunu söylemiştim. En sevdiğim yer semihle Bolt için durdugumuz altimiza ve sol yanagimiza suyun tokat gibi vurduğu Tava ben oraya tava dedim, şamar tavası 😂 bir çanta geldi yukarıdan ve semihle kayıp o tavanın ortasında yağlı güreşe tutustuk kısa bir an 🙂 , ben 60 Semih 110 kilo 🙂 eeeee kazanan belli Kanyon tabikide …. Bu bölümde 3 ciddi sifon tehlikesi geçtik, motivasyon çok iyi durumda. Kanyon 8 kişiye oturacak bir tribün yapmış oturup öğle yemeği molası veriyoruz. Erdal abi ip deyip 55 lik kanyon ipini atti. Hepimizin gözü önünde el sallayarak derine doğru giderken atladim nafile , İsmail’in tam ardinda ama kimse anlam veremedi, meğerse suda yuzmeyen yine batan cinstenmus ipimiz, biraz daldık yüzdük serinledik, birbirimizi fırçaladik, liderde fircadan nasibini aldı, eeeee​ o soylemiyormu bize göz teması kurmadan bir şey atmayin …..epey derin bir yer 5 metreden daha fazla derinliği olduğu kesin. Öğle yemeğinde kuruyemiş waffle ve helvalarimizi tüketip yola kaldığımız yerden devam. Bu pasaj bitmek bilmedi sürekli z sürekli s zikzaklar oyalanip durduk, bıçak diye tabir ettiğimiz keskin dönüşe kadar acil çıkışı olmayan hat gerçekten teknik ve zorlu ben sayiyorum Adana’da 8 aylık doğmuş bir çocuk Adıyamanlı 5 yaşındaki cocukla doğal arkadastilar, sonra havuzu sağa dönüp usulca susuz kaydiraktan kaydilar, yapay arkadaşları Afyonlu bicirik önlerine 15 metrelik arkası görünmeyen bir çukur kazdi……… Benim gün sonu raporlama sifrelerim kafamda sürekli yeni hikâyeleri besliyor. İlk iniş 01 Adanalı doğal istasyondan 8 metre iniş ardında, yine doğal istasyonlu 2. Yani Adıyaman ve iniş metremiz 5 metre. ……..hikayeler oluşturarak gün sonu ve kanyon sonunda tutacagimiz raporlar birikiyor….. Ve nihayetinde gün sonu Keskin bıçak kuzeye dönüyor solumuzdan zor durumda uygun çatlaktan tirmanilacak acil çıkış noktası var. Usta irtibatı verdi kamp için bakalım bir yer eyvallah usta memnuniyetle, Burada Google earth den bile görünebilen yaklaşık 15×15 metre 3 katlı bir evi sigdiracak büyüklükte düşmüş bir kaya bloğundan son doğal istasyonla 10 metre kadar inip büyük havuzda yüzerek anfitiyatro kamp alanına ulaşıyoruz. 7 kişinin matlarini serip çokta rahat olmayarak kamp yapabileceği basamaklı taş blok. Zamanımız var ama bugünlük yeterli bu kadar diyoruz, toplamda 500 metre yol aldık 100.150 metre kadar irtifa kaybettik fakat 2 saat kadar Bolt cakmaya harcadık suremizi. Demek ki neymiş Erdal usta evdeki hesap kanyona uymadı, bu kritiği yapıp kamp düzeni alıyoruz. Semihle ilerleyip bıçak hattinin sonuna kadar bakıp geldik belki biraz daha ilerleyebilirdik fakat gerek yoktu, bugün 4.gunumuz cokta yormamak lazım. Daralıp sağ yanimizda 50 metre kadar bıçak gibi kesilmiş küçük catlaklardan akan su ara sıra kendini engelleyip garip sesler çıkartıyor, yani nerde o vivaldinin 4 mevsimi bu defa kitaro dan mitsuriyi çalıyor gibi. Kamp alanı her yiyecek posetten çıkar ne nerede,, önce çabuk çorbalar mantar, tavuk, mercimek, vs vs herkesin tercihi başka hatta takas yontemini bile kullandık kendi aramızda ufak espiriler, ardından bugün ne yedik makarna evet ama neyli yaptık onu hatirlayamadim, makarnali, domates çorba tadinda bardağımda çay içtiğimi iyi hatirliyorum ama 🙂 ,,, kamp yerinin solunda ardıç ağaçları hafif keçi patikasiyla tirmanip olağan lojistik gorusmemizi yapıyoruz. Bu arada şamil abi eve haber vermemismi merak etmesinler aman abi espiriler vs vs hava da uçuyor. S şeklinde bir yatak kafamimi yükseğe koysam ayaklarimimi bilemedim, bir kaç defa yön degistirdim. Semih karşı kıyıda karşı mahallede uyumayı tercih etti, gece uzun süre gölge oyunları oynadık, kafa lambaları ve el kuklalari duvarlarda yansıdı. Bu kanyon birakalim 8 kişi bu noktada bir insan bile gormemisken gece sessiz gölge oyunlarına bile sahne oldu. Güzel uyuduğum bir gece oldu. Her gece yatis öncesi olduğu gibi Erdal ustayla günün degerlendirmesini yaptık. Bilinmeyen yarını planladık, su birlesimine ogleden önce ulasirsak birlesimden devam Edip uygun bir çanakta kamp atarız. Yarın ola hayrola. Büyük kepçe 1. Kamptaki gibi aynı istikamette tepemizden tüm Kanyonu selamlayip geceyi siyirdi. Dağ keçileri, vasaklar, her türlü kanyon mahlukatı gecenin perdesi altında derin bir sessizliğe gömüldü, bir tek kanyon susmadi sular kitaronun matsurisinin davulları gibi sabaha kadar Kanyonu yonttular. Biraz daha mil çökeldi, bir parça daha kimyasal ve fiziksel parçalanma kanyonu derinlestirip nihayi sinirina eristirmeye çalıştı.
5. Gün görüşmek üzere

Yazı 6, 5. gün
İnatçı keçinin ikinci çatalı tamam….
Mızrap tetik çekti tel vurdu bizi bizi, halk müziğinin ezgileri ile uyanıyorum, yeni gün yeni başlangıçlar. Bir kanyonun en zor tarafı henüz gecilmemis olmasidir. Bir yazıda şöyle diyordu en masum çocuk henüz buyumedi, evet en zor kanyon henüz gecilmemis olanıdır, bu bukadar basit bir denklem. Zeytinin sonu geldi kahvaltıda yavaş yavaş yiyecek ve Bolt malzemeleri eksiliyor, hafifliyoruz gün geçtikçe, her doğan gün daha sağlam gitmeliyiz hep beraber sona kadar. Keşif kanyonlarinin en zor tarafı zamanın ölçüsü ve gidilecek yerin ne zorluklarla sana sınav yapacağı. Kendimi hiç sınavda hissetmedim sanki hep burada doğdum hep burada yaşadım ben buraya aitim.
Dusunmedigin sürece olmayan şeyleri aklında yer edindirme ve kimsenin hayallerine çamurlu elleriyle uzanmasina izin verme. Babana sarilirmis gibi sarıl kızına sarilirmis gibi sarıl eşine sarilirmis gibi saril, hayatıma sıkı sıkı sarılıyorum. Aklımdan huzur yağıyor haberi olmayanlar var. Ne kadar güzel bir kanyon ve çok özel insanlar ve kanyonunda dağlar gibi ruhu var. Herkesi kendim gibi gözet ben yok biz varız. Bireysellikten uzak zamanave yarışmaya donusturulmemis her spor bana daha güzel geldi hep o yüzden kanyonu sevdim. Günün birinde her şey dünde kalacak o yüzden yeni şeyler yazmak gerekiyor. Dun gecenin bir kaç espirisi sahi Semih Erdal abi biz evliydik bizim çoluk çocuğumuz da vardı değil mi? Doğa sporcularının en büyük görevi nereye giderlerse gitsinler evlerine sağ salim donmeleridir. Faaliyet evde başlar ve evde biter. Bugün gün güzel başladı. Soldaki kayalıktan yürüyüp kanyon tam bir çizgi gibi sola dönüyor, biliyoruz ki karşıda suyun birleştiği yer var artık amacımıza bugün daha yakınız. 5 metre inisle suya girdik. İlk istasyon suya girmeden küçük bir incir ağacının üzerine dallara doğru, hep birlikte soldaki acil çıkış olabilecek hattı inceledik, irili ufaklı bir çok kokurdandan geçiyoruz. Büyük çatlaklara Toroslarda kapız , yuvarlak oyuntulara kokurdan yada cadı kazanı deniyor. Baş büyüklüğünde bir kum saatinden baba alıp bir istasyon atıyorum Allah’tan İsmail istasyondan inmeden biraz yükleniyor ve baba elimizde kaldı, oluşan büyük boşluktan büyük yere istasyon alıyoruz arkasından şelalenin olduğu sleep bir yüzey var. Burada kırmızı ipi çekmekte zorlaninca biraz zorlanarak çıkıp babadan tüm istasyonu toparladim… küçük kum saatleri bir çok istasyon daha dikkatli olmamız gerektiğini bize aktarıyor, ileride bir kitap yazarsam kitabın adı kanyonun dili olurdu sanırım. Küçükken en sevdiğim çizgi filmlerden biri estebandi kayıp altın şehirlerde bir çocuğun macera dolu serüvenleri, her kanyonun bir bölümü bana o çocuğu anımsatır nedense. Uzun bir şelale inişindeyiz. Perlonlari tuketince yardımcı iplerden istasyon alıyoruz bir taraftan da düşünüyorum bu 6. 7 mm bizi taşır mı bal gibide taşıdı hiç sıkıntı etmeden. Burada kanyoningin ve dağcılık disiplinleri ile ilişkisini kuramayan arkadaşlarım için kısa bir bilgi. UIAA tabiki de tırmanış ve dağcılık ekipmanlarında, bizim o ekipmana güvenerek, hayatımızı emanet ederek faaliyetimizin devamını sağlayan bir nevi standartlar enstitüsüdür. Dunyada Bir çok kanyonerin kullandığı malzeme bu standartlardan geçer, bir çok kanyoncu da bunları tercih eder. Peki bu testler nasıl yapılır.Federasyonun bir güvenlik komisyonu vardır ve bu komisyonun amacı ekipman üretim endüstrisi ile yakın ilişki içerisinde olarak ekipmana bağlı kazaları en aza indirmektir. UIAA ilk testlerine 1960 senesinde ip testleriyle başlamıştır.Şu anda 20 farklı kategoride ekipman testi yapıp bizlere faaliyeti yaparken kullandığımız ekipmana tam güveni sağlamaktadır.
Bir çok Bolt bir çok doğal istasyonla öğleyi bulduk soldan acil çıkış yapılabilecek temiz su kaynağının geldiği noktada bolca dinlendik ve bolca beslendik. Temiz su kaynağına en çok sevinenimiz şamil abi oldu tabiki de 😁, sularimizi doldurup bolca temiz su tukettik. Öğleden sonramiz yine büyük bir inisle başladı, fakat bu kanyonun 2. Kolunun en büyük şelalesi halen uçansu, ucansuyu uçup geçen 8 kanyoncu keşfe devam ediyor, saatler uzuyor ve karşımızda sagimizdan gelen kestelin ilk kolu. Daha net görebiliyoruz; saatlerimiz 16.30 civarı Nesrin abla talihsiz bir kaza geçiriyor. Aslında biz sekiz kişi olarak talihsiz bir kaza geçirmiş olduk. Çünkü biz bir ekibiz hali hazırda önümüzde keşfedilmeyi bekleyen parkur devam ediyor, bir taraftan güvenle parkur tamamlanacak diğer taraftan kazazede arkadaşımızı en acısız şekilde güvenli noktaya tasiyacagiz. Olay anında semih koşup yani suyun içinde hareketle nesrin ablayı alıp yanıma doğru taşıdı Nesrin abla ile göz göze geldik, özür dilerim dedi, ne demek abla özür, hala faaliyet devam ediyor güçlü olalım ve her şey düzelir deyip sarılıyorum, Nesrin abla ayak bilek kırığının acisiyla titriyordu, Semih şamil ve tüm ekip destekçi olarak yaninda. Erdal abi semihle bana önden devam dedi o arada herkes Nesrin ablayla ilgilenmeye devam etti. Tuğçe ve ekibimizin üyeleri ilk yardım uygulamasını yaptılar. Neredeyse ışık hızıyla 5 istasyon yaptık ve bunlardan 4 ü Bolt çakma işlemiydi, semihle iyi bir kordinasyonla ve tüm ekip bir bütün olarak 2,5 saat kadar bir süreçte tüm ekibi bilindik bir yere ulaştırdık. Keşif bitmişti iki kol birleşmişti. Büyük bir keşfi tamamladık fakat başarının tebrigi yerine ortadaki kazayı Nesrin ablanın sağlığı için ve durumunun en iyiye gitmesi için neler yapmamız gerekiyordu. Tüm psikolojiler alt üst olmus, kafalar yere düşmüştü, herkes elinden ne geliyorsa kaza sonrası üzerine düşen görevi yerine getirdi. Kelimelerle Anlatamayacagim anlardır. Doğada bugün gibi 3 kaza olayının içinde bulundum, malesef ki doğanın kuralları sporun kuralları insanın kuralları ortak noktalarda bulunmadığında bu tür olaylar olabiliyor ve herkes bu bilinçle burada yer alıyor, bu sıradan bir durum değil ama olağanüstü bir durum olarak da görmemek lazım. Sonuçta insan sağlığı en ciddi durumdur.
AYAK VE AYAKBİLEĞİ KIRIKLARINDA İLK YARDIM
Kişinin yaralanmış ayağındaki yaraların üzerine temiz bir mendil ya da pansuman koyup sarınız.
Yumuşak bir kare şeklindeki bir yastığın ortasına ayağı yerleştiriniz.
Yastığın kenarları önde birbirine yaklaştırınız., çengelli iğne ile tutturunuz. Gerekiyorsa üzerinden sargı bezi ile sarınız. Yastık içine koymadan önce buz uygulayınız.
Kalp seviyesinin üzerinde tutunuz.
………
Herkesin o gün elinden ne geliyorsa yaptığını biliyoruz. Nesrin abla o acının içinde metanetle davrandı herkesin gosteremeyecegi acı eşiği …. Burda ne kadar fazla yazsak az gelir ve ne kadar azaltsak yine çok olur. Durum degerlendirmeleri, kriz yönetimi, lojistik ile irtibatlar vb vb vb uzun zor zamanlar; helikopter istedik saat 19.dan 21.00 e kadar bir çok kurum ve kişi ile görüşmeler oldu. Tahliye ve operasyon ertesi güne kaldı, bugün uzun bir gündü. Uzun bir gece olacak.
Burada şu satırları yazmadan gecmeyeyim …. Bugün gökyüzü ile barışık değilim, …..

Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur. Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir.
Her ikisi de seni mutsuz eder.
Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun. #Mevlana

Ne kadar sürçü lisan ettiysek affola
Devamı var.

Fedai Erkocaoğlu 2017

 

KML-LogoFullscreen-Logo
Kestel_2

harita yükleniyor - lütfen bekleyin...

Kestel_2 36.789719, 33.505969 İsim (name) : Kestel2 - Doğu (East) Şehir (city) : Mersin Derece FFME (Grade FFME) : V7 A5 VI *** Derece ACA (Grade ACA) : 4 C4 XX S2 VI *** En Uzun İniş (Longest rappel) : 85 m Rakım Farkı (Elevation Loss) : 1122 m İniş Sayısı (Rappel Count) : 70 Kuş Uçuşu Mesafe (LOS Distance) : 8.7 km Arazi Mesafesi (Terrain Distance)  : 11 km Süre (Duration) : 6 d Keşif Yılı, Ekibi (Exploration Year, Team) : 2017, ACC Giriş Boylam (Start Longitude) : 33.505969 Giriş Enlem (Start Latitude) : 36.789719 Giriş Yüksekliği (Start Elevation) : 1430 m Çıkış Boylam (Finish Longitude) : 33.450288 Çıkış Enlem (Finish Latitude) : 36.725067 Çıkış Yüksekliği (Finish Elevation) : 308 m Rota (Wikiloc Trail) ACC Keşif Raporu (ACC Exploration Technical Report) Keşif Hikayesi (Exploration Story) Galeri 2017 Şelale Videosu (Waterfall Video) Yaralı Kurtarma Videosu (Rescue Video)

https://www.wikiloc.com/canyoneering-trails/acc-kestel-2-kol-dogu-22953664

Kestel Kanyonu Doğu Kolu Keşif Raporu 16-23 Temmuz 2017