Anadolu Kanyon İhtisas Spor Kulübü Derneği (ACC)

19-21 Mayıs 2017 Kaputaş Kanyonu geçişinden yeni döndüm. Her ne kadar bugün akşama kadar yatarım diye planlasam da içim yepyeni bir yaşam enerjisiyle dolu, erkenden uyandım. Dünya beklesin beni, şimdi anlatma zamanı.
Kanyonlara gönül veren bir abim beni tanıştırana kadar kanyon nedir bilmiyormuşum. Dibinden tatlı tatlı su akan piknik yerine kanyon derken gerçek kanyonu görsem uçurum zannedermişim.
Bundan birkaç ay önce katıldığım sunumda görüntülere videolara hayran kalmıştım da, orada olmanin yanında solda sıfırmis bilmiyormuşum.
Tutkusunu paylaşan bir avuç insana yenilerini eklemek için zamanını, enerjisini, tecrubesini ortaya koyan, maddi değil hayati değeri olan malzemesini paylaşan, insan hayatının sorumluluğunu taşımanın bilincini bir an unutmayan, anlatmaktan, bir daha anlatmaktan yorulmayan liderler tanıdım, hayranlık duyduğum insanlara yenileri eklendi.
Kanyon girişinde 700 metrede giyinip malzemeyi sırtlandığımda kendimi komando gibi hissettim ama ilk birkaç yüz metre ormanlık inişten ve dere yürüyüşünden sonra durum değişti. O noktaya kadar alışık oldugum doğanın içindeydim, kendime güveniyordum ama gerçekte 7 kisilik ekibimin açık ara arkasına düşmüştüm, kızarmıstım, nefesim kesilmişti, dengede duramıyor ve adım atamıyordum. Öyle ya da böyle başaracağımı biliyordum ama ekibin ayağına pranga olacağım galiba düşüncesinin dehşeti kapladı içimi. Ne de olsa tanıdığım bir, çok az tanıdığım 2, hiç tanımadığım 3 dağ gibi adam vardı yanımda. Üçü tecrubeliydi, diğerlerinin biri doğa adamı, biri dağcı biri de sırım gibi, güçlü kuvvetli delikanlıydı. Ben ise kırkına günler kalmış, kondisyonunun epey gerisinde, ideal kilosunun epey ilerisinde deneyimsiz ufak tefek bir kadındım. Gönlüm olsun, ağzımın payını alayım diye gelmistim anlaşılan, bari yıllar sonra ateş başında anlatılacak kadar rezil olmadan elimden gelenin en iyisini yapmalıydım.
Tüm bunların, yaşadığım deniz seviyesinin üstünde bir irtifadan başlamaktan ve yanlış seçim malzemeden kaynaklandığını keşfedip keyfimin yerine gelmesi akşamı buldu. Yanlış olan ben değildim, malzemeydi.
Gelelim kanyona. Orayı bilen, geçmiş olan kişilere anlatılacak tek şey benden izlenimler olacaktir, geçmeyenlere ne anlatsam eksik kalacaktır.
Yürüyüşe başladıktan görece kısa bir mesafeden sonra cografi yapı kademe kademe değişti. Ağaçlar azaldı, kayalar arttı, iki yanımızdaki duvarlar yükselmeye başladı. Dönüş yolu kapalıydı artık. Yolda dengemi kaybedip suya olacagindan daha fazla girmiştim, daha da çok girecektim, ıslaktım zaten, usul usul yağmaya başlayan yağmurun ne zararı olabilirdi ki. Olmadi da, keyfimize keyif, deneyimimize deneyim kattı. Yalnız onlarsız göremediğim gözlüklerim ıslaktı, kurulama şansım yoktu ve yerdeki kayalara gözlükteki su damlalarının aldatıcı minik merceklerinden bakıyordum. Artık kıyafetimden ötürü kıramadığım dizlerim uzamsal derinliği şaibeli kayaların üzerinde sekiyordu. O anda orada sadece üç şey kalmıştı, göz alabildiğine kaya, her yönden su ve biz.
Anlamıyordum, mesafe alt tarafı iki kilometreydi, ertesi gün akşama kadar zaman vardı ve biz hiç durmadan, elimizden geldiğince hızlı ilerliyorduk. Sormadım, vardı liderlerin bir bildiği. Kanyonculuğun ana bileşeni ip inişini birkaç defa çalışmıştım, korkutucu gelmedi, ama bu kadar muazzam olmasını da beklemiyordum. İnişler tepedeyken başka, inerken başka indikten sonra geriye bakınca bambaşka görünüyordu. Her iniş daha önce hiç oynamadığım tek jetonlu başka bir atari oyunu sanki. Kayadaki bir çiviye iple bağlı olduğum gerçeği iniş esnasinda hiç aklıma gelmiyordu ama diğer zamanlarda doğa ana, teknik deneyim ve teknolojik gelişmenin ürünü her şeye hayranlık duyarak bakıyordum.
Yağmur yeni kesilmiş, hava serinlemeye başlamıştı. Tempoyu nihayet yakalamıştım. Yorulduğumun farkındaydım ama saatler önceki endişe ve sıkıntılar artık aynı görünmüyordu. Kalanlar beş dakikalık bir molanın halledebileceği kadardı. İşte o sıralar kamp yerine varmışız.
Hayatta zor olanı seçmekten çekinmeyen bir insandım ama bu kamp yeri bir tuhaftı. Geçtiğimiz yerlerden hiç farkı yoktu, hem daha saat erken değil miydi, başka yer bulamaz mıydık? Burası derenin yanında bir kaya yığınıydı sadece, hem oldukça da dardı. Üstünde basacak yeri zor bulduğum kayalarda yürümek tamam da orada kamp atmak na2sil olacaktı?
İlk iş üzerimizdeki ıslak kıyafetleri çıkartıp kurulandık. Bir kupa hazır çorba ile kendimize geldik. Yorulanlarımız hemen uykuya daldı. Üzerinde yattıkları sivri kayaların rahatsızlığını ancak ertesi sabah fark ettiler. Akşam yemeğinde etli nohut ve bulgur pilavı o kadar lezzetliydi ki evde yapılsa bu kadar olmazdı. Soyun, giyin, yemek yap derken o kadar hızlı aktı ki zaman, hava kararıverdi. Meğer gece çok daha erken gelirmis kanyona, güneş batmadan karanlik cökermiş. Tulumlara sarılıp yatınca üzerimizdeki badem şekilli gökyüzü açıklığından görünen yıldızların çevrede ışık yokluğunda daha bir parlak olduğunu neşeyle gördük. Yorgunluk, başucumuzdaki derenin tatlı cağıltısı kolayca uykuya sürükledi bizi. Tekrar yağmur yağar da dere yükselir mi? Deprem olur da altında yattığımız kayalar devrilir mi soruları tevekkül sınırları dahilinde unutuldu gitti.
Asıl süpriz sabah uyanınca karşıladı bizi. Bir gün önce kamp yerinde sadece tulumlarımızın oldugu daracık açıklık ve su varken, sabah su bir birikintiye dönüşmüş, akışı kesilmiş, yatak neredeyse kurumustu. Akşamdan sağa sola serdiğimiz giysilerimiz de. Bir yandan kampı toplarken bir yandan boşalan su şişelerimize az buçuk filtreleyebildigimiz sarımsı suları doldurduk. Akşam aynı su kahverengiyken, sabaha durulmuş ve nispeten berraklaşmıştı. Kahvaltı mat üstü açık büfe ve çok güzeldi. Gözümüz de doydu karnımız da. Oyalandık, keyif yaptık, sohbet ettik. Yola koyulduğumuzda saat dokuza geliyordu ve önümüzde kanyonun yarısı ve önceki günün yaklaşık 3 katı ip inişi vardı.
İnişler önceki güne göre daha uzun, daha dik, daha dar ve dolayısı ile daha keyifliydi. Önceki gün inişlerde kaldırıp suya attığımız çantalarımız için bu kez ipten kaydırma düzenekleri kuruyorduk. İnişler o kadar sıklaşmışti ki ikisi arasında çantaları sırtlanmayıp elimizde taşıdığımız oluyordu. Daha seri ilerlemek için liderlerimizden biri ilk inişi yapıyor ve diğer istasyonu hazır etmek için önden gidiyordu.
Bu arada yeni teknikler öğrenmeye devam ediyor, güvenlik tedbirlerini asla ihmal etmiyorduk. Inişlerde sıra beklerken de doğanın inanılmaz eserlerinin seyrine bakıyorduk. Geçit vermez kayalarda büyümüş azimli ağaçlar, gördüğümüz tek canlılar olan akrepler, uçuruma fazla yaklaşmış şanssız hayvanların kemikleri, farklı şarkılar söyleyen kuşlar, hatta öncü lideri görünce kaçıp diğerlerimizden kendini saklayan dağ keçileri…
7-8 saat zamanın su gibi aktığını sıcaklığın azalmasıyla anlatmıştık ki son büyük inişe geldik. En uzun ve en zevkli olmasından değil, son olmasından belki, hepimiz daha bir törensel yaklaştık bu inişe. Herkes inip ipler toplandığında denize artık çok yakın olduğumuzu bildiğimizden, koşar adım ilerledik.
Bir gün önce sabah baktığımızda bomboş olan Kaputaş Plajı akşam üzeri olmasına rağmen cıvıl cıvıl ve kalabalıktı. O kalabalık, sırtlarında devasa çantalar taşıyan, dalgıç giysisi üzerine şort ve kask giymiş, ayağında kışlık botlar olan ve sevinç gösterileriyle denize atlayan bizleri saskinlikla ve gülerek izledi. Serin sulara önce giysili, sonra mayolu atladık, daha da serin suyla duşumuzu alıp giyindik. Şimdi kutlama zamani…
Bitmedi, ertesi gün bizi yeni bir macera, Dalaman Çayı’nda rafting bekliyordu. O da apayrı ve güzel bir deneyimdi.
Ben bu iki günde ne öğrendim diye sorarsanız, istediğini yapmak için hiç bir yaş geç değilmiş ve iki gunde insan epeyce gelişmiş hissedebiliyormuş kendini.
Ee, tekrar ne zaman gidiyoruz?
Elif Tuğçe Topcuoğlu 2017

 

 

KML-LogoFullscreen-Logo
Kaputas

harita yükleniyor - lütfen bekleyin...

Kaputas 36.245052, 29.465453 İsim (name) : Kaputas Şehir (city) : Antalya Derece FFME (Grade FFME) : V3 A1 IV ** Derece ACA (Grade ACA) : 3 B PG IV ** En Uzun İniş (Longest Rappel) : 26 m Rakım Farkı (Elevation Loss) : 650 m İniş Sayısı (Rappel Count) : 27 Kuş Uçuşu Mesafe (LOS Distance) : 2.3 km Arazi Mesafesi (Terrain Distance) : 2.6 km Süre (Duration) : 2 d Keşif Yılı (Exploration Year) : - Giriş Boylam (Start Longitude) : 29.465453 Giriş Enlem (Start Latitude) : 36.245052 Giriş Yüksekliği (Start Elevation) : 650 m Çıkış Boylam (Finish Longitude) : 29.449022 Çıkış Enlem (Finish Latitude) : 36.228571 Çıkış Yüksekliği (Finish Elevation) : 0 m Rota (Wikiloc Trail) Galeri 2017 Kanyon Keşif Hikayesi 2012 (Exploration Story) Kanyon Geçiş Hikayesi 2017

https://www.wikiloc.com/canyoneering-trails/acc-kaputas-22953736