Anadolu Kanyon İhtisas Spor Kulübü Derneği (ACC)

Yarıkkaya 2019 Hikayeleri…

AYVAİNİ MAĞARASI, Yiğit Kara
Çoğumuzun pek bilmediği bir ortamdır aslında mağaralar. Korkutucu oldukları kadar bilinmezliğe de sahiptir, İçinde ne var? Başımıza ne gelebilir? hep ucu açık sorulara sahip. İşte Ayvaini Mağara’sı bu soruların cevabını hakkıyla veriyor. Anadolu Kanyon ailesi olarak 19 Mayıs 2019 tarihinde bu mağaraya girmeye karar verdik. Hem Ulu Önder Atatürk’ün Samsuna çıkışının 100. yılına denk gelmesi hem de uzun zamandır bu mağarayı geçmek istemem kendimi Bursa yolun da bulmama sebep oldu. 
Ayvaini mağarasını 1970 yılında üç kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilmiş, elbette bizler açısından oldukça rahatsız edici bir durum. Ülkemizde ki çoğu zirvenin ve böyle doğal güzelliklerin keşfini genelde yabancıların yapmış olması oldukça manidar. Ayvaini Mağarasının iki girişi bulunmaktadır ve aralarındaki mesafe 5.5 km’dir. Biz ekip olarak Doğanalan köyü giriş kısmında 18 Mayıs 2019 günü kampımızı attık, Bir gün sonra mağaraya gireceğimiz için günü boş geçirmemek adına Bursa’nın güzelliklerinin barındığı Gölyazı ilçesinde ufak bir tekne turu ve yürüyüş gerçekleştirdik.Gidilip görülmeye değer olduğunu belirtmek isterim.
Akşam kamp attığımız alanda ateşimizi yaktık ve ekip olarak yemeğimizi yedikten sonra bir de dolunayda gece yürüyüşü gerçekleştirdik ve sabah yapacağımız mağara yürüyüşü için gece yarısı uyku pozisyonuna geçtik. 19 Mayıs günü sabah 09:30 da kahvaltımızı yaptık, neopren kıyafetlerimizi giydik, kasklarımızı ve lambalarımızı taktık, eksikleri kontrol ettikten sonra mağaraya doğru hareket ettik. Zaten kampı mağaranın çok yakınına attığımız için ulaşmamız kısa sürdü. Ekip sayımız onsekiz kişiydi ama üç kişiyi araçları mağaranın diğer tarafına getirmeleri için kamp alanın da bıraktık. Mağaranın girişinde yaklaşık 10 metrelik bir ip inişi bulunmaktaydı. Mağarada tek teknik iniş buydu. Sıra sıra kemerlerle inişimize başladık.
Saat 10:40 da herkes mağaranın ağız kısmına iniş yapmıştı. Kemerleri yukarıda ki diğer arkadaşlarımıza ip yardımıyla yollayıp kafa lambalarımızı açtık ve Ayvaini Mağarası yürüyüşümüze başladık. İlk etap da yarasa yuvalarının olduğu alandan geçtik. yüzlerce yarasa etrafımız da dönüyorlardı. Elbette onları evlerinde rahatsız etmek istememiştik ama elimizden de bir şey gelmiyordu. O kadar çoklardı ki kafamı yukarı kaldırdığım da rüzgarlarını hissedebiliyordum. Bu yoğun yarasa alanını atlattıktan sonra mağaranın keyfini daha rahat çıkarmaya başladık. İçeride ki sarkıklar muazzamdı. inanılmaz oluşumlar, kolonlar, şekiller bizleri karşılıyordu. Sanki Hep beraber taht odasına girmiş gibiydik. Bu görsel şöleni hayatım boyunca unutamam sanırım. 
Ayağımızın altında su hiç eksik olmadı. Yağışlarında etkisiyle baştan sonra bazen boyu aşan çoğu zaman da belimize kadar buz gibi suda ilerledik. Uzun bir kaç molada üzerlerinde neopren kıyafet olmasına rağmen ekipte ciddi üşümeler oldu. 
Yolun yarısına geldiğimizde daha önce burayı geçen Celal Demirkıran ve Erdal Bayraktar hepimize kafa lambalarımızı kapatmamızı söyledi. Herkes ayağa kalktı ve kafa lambalarını kapattı. O anı herhalde hiçbirimiz unutmaz çünkü mutlak karanlığı hepimiz anlamış olduk. Herkes sessiz de olunca bir boşlukta sürükleniyormuş gibi hissettik. 
Yolun bu kısmında sular biraz yüksekti çoğu zaman yüzerek devam ettik ve tabi soğuğu daha iyi hissettik. Mağaranın yarısına geldiğimizde yol ikiye ayrılıyordu. Elbette ki daha önce geçmiş olanlar doğru yönü gösterdiler ama biz bir kaç meraklı diğer tarafa da biraz göz attık. Aslında şuan klavye başında o yaptığımı bir daha yapmazdım diyorum çünkü kimse yok, kapkaranlık bir mağara, boyu aşan su ve biz üç kafadar yinede çıkışın olmadığı bir yöne sırf merakımız için gittik. Şimdi olsa yapmazdık ama orada denemek istiyorsun sanırım! 
Yemek molası verdikten sonra bir saat boyunca hiç durmadan devam ettik ve büyük bir baca büyüklüğünde açıklık olan bir alana geldik, önce ışık gördüğümüz için çıkış zannettik ama olmadığını anladık. Burası aslında mağaranın en ilginç yeriydi çünkü bir yandan yukarıdan gelen sıcak hava, öte ki taraftan mağaranın iki yakasından gelen soğuk hava, mağaranın içinde hiç bir taşta yosun yoktu ve bu yüzden ayaklarımız hiç kaymadı ama bu bölgede tüm taşlar yosundu ve inanılmaz kayıyordu. Yani saniyeler içinde iki farklı diyardan geçmiş gibiydik.
Bu bölgeyi de geçtikten sonra yaklaşık yüz metre sonra üç saatlik yürüyüşün ardından mağaranın ayva köyüne olan çıkışına geldik. Çıkışı da en az mağara kadar görkemliydi. Sular içinde bir oyuk ve hemen aşağısı uçurumdu. Tam çıkarken ufak bir misafirle karşılaştık. Baykuş! bir kayanın tepesine tünemiş uyuyordu. Onu rahatsız etmeyecek şekilde biraz inceledik. Şebnem Sezer’in kafa hareketleri yaparken baykuşta onunla beraber kafa hareketleri yapıyordu ekibi oldukça güldürdü bu durum. Sonrasında çıkışa geldik ve ayva köyüne doğru dik bir yamaçtan on beş dakikalık bir inişle faaliyetimizi tamamladık. Kampta bıraktığımız ekip arkadaşlarımız bizleri köyden alıp kamp alanına geri götürdüler. Kurulandık ve toplandık ve alandan ayrıldık. 
Tüm ekibi saymam gerekirse; Erdal Bayraktar, Ekin Bayraktar, Tuğba Demirtaş, Celal Demirkıran, Şebnem Sezer, Erdem Reçber, Gökhun Atak, Hakan Atak, Özlem Keklik, Abdullah Karaman, Canan Karaman, Yaşar Karaman, Yana Karaman,Efe Karaman, Asım Karaca, Haydar Daştan, Dilek Şimşek.
Bu güzel insanlara ve Anadolu Kanyon Kulübüne ‘Teşekkür Ederim’.


YARIKKAYA KANYONU

Herkese Merhaba. Yarıkkaya ilk kanyon deneyimimdi. Halamla kamp yapar, uzun ve tempolu yürüyüşler yapardık. Birgün kanyon sporuna da götüreceğim dediğinde bu kadar çabuk gerçek olacağını hiç düşünmemiştim. Çok eğlendiğimi söyleyebilirim. Ortamdaki enerji muhteşemdi. Oturup da somurtan kimseyi görmedim. Herkesin yüzü gülüyordu. Herkes birbirine yardımda bulundu ve en ama en önemlisi arada güven vardı. Birbirimize güvendik. Eğitimde de kanyonda da. Gerçi zaten bence eğitim çok kolaydı. -Kanyonu geçince anladım. :)-Korkulacak da hiçbir şey yokmuş. İlk önce çok tedirgin oldum ve gerçekten korkmuştum. Tabii sonra böyle bir şeye hiç gerek olmadığını, etrafımdakilerin güvenilir insanlar olduğunu, aşağıda ve yukarıda herhangi bir aksilik hâlinde beni koruyabilecek insanlar olduğunu anlayınca bütün olumsuz düşüncelerim kayboldu. Hatta en başından beri böyle bir hisse kapılmamam gerektiğini anladım.Zaten eğitimde eğitmenlerin dediklerini yapınca her şey çok kolay geliyor. Çok da eğlenceli ve keyifli.
Kanyonda da başta biraz heyecenlanabiliyor insan ama bu da aslında tatliş bir heyecan. Yani ben öyle hissettim. En başından beri çok güzel geçeceği hissi vardı içimde ve öyle de oldu. Sanırım 28 iniş yaptık. Ben 28’inde de ayrı heyecanlandım. Ve aynı zamanda da ayrı ayrı eğlendim. İple iniş yapmak insanı hem dinlendiriyor hem de özgür yapıyor. Demek ki kişi isterse herşeyi yapar, nasıl isteyeceğini bilmek önemli. 
Etrafımdaki herkes neşeli, pozitif idi ve bana güvenilir yerde olduğumu, doğayı ve sporu seven insanların iyi insanlar olduğunu hissettirdi. Yeni arkadaşlarım da oldu, hiç tahmin etmezdim halamın yanından ayrılıp arkadaşlık edeceğimi ve bu kadar eğlenceli geçeceğini. 
Halamı da biraz azarlamış olabilirim müdahale ettiği için. Gönlünü yaparım 🙂 Eğitim dönüşü kaybolunca da beni sürekli çekmek zorunda kaldı, Canım Halam. Bu yüzden Yiğit Abiyi unutmayacağım 🙂
Kısacası yine olsa yine gelirim. Böyle bir eğlenceyi, heyecanı kimse kaçırmamalı.
En kısa zamanda tekrar etmek istiyorum. Sabırsızlıkla bekliyorum. 
Başta Erdal Amca olmak üzere, Cansu öğretmene ve herkese çocukları da dahil ettiğiniz için çoook teşekkürler.

Ebrar Keklik (Yaş 13)


İlk girmeden önce çok heyecanlanmıştım.Girdiğimde aslında eğitimden biraz farklı olduğunu anladım.Kanyonda çok eğlendim ama yorulmadım değil.İniş yaparken eldivenim vardı ama yine de ellerim yandı.İlk deneyimim olduğunu düşünürsek iyi yaptığımı düşünüyorum.Kanyon bittiğinde fazlasıyla üzüldüm ama bir yandan da içimdeki bir ses: ” Defne üzülme son girdiğin kanyon değil bu .Bir düşün daha çok gençsin ve ileride çok kanyona gireceksin .Kanyonlar kaçmıyor ya ” dedi.Açıkçası ben çok eğlendim ve göründüğünden daha kolaymış.Umarım gelecekte babam gibi hızlı hatasız inebilirim. (Not: En sevdiğim iniş negatifti ama saçımı kapmasaydı iyiydi. )

Defne Bayraktar (Yaş 10)