Anadolu Kanyon İhtisas Spor Kulübü Derneği (ACC)

15-17 Ağustos 2019 ACC Mersin/Gülnar İshaklar Kanyonu Keşif Raporu

Keşif Planlama/Organizasyon: İsmail Kılınç, Fedai Erkocaoğlu

Keşif Ekibi: Erdal Bayraktar, Fedai Erkocaoğlu, Sema Çıtır, Necati Şenok, İsmail Kılınç

Lojistik: Eyyüp Arıcı, Celal Demirkıran

Derece FFME : V5 A2 V ***
Derece ACA : 4 C1 R V ***

Kişisel Malzemeler: Çok sayıda ip inişi olan sulu bir kanyon geçmek ve 3 gece konaklamak için gerekli kişisel malzemeler

Ortak Malzemeler: 60m, 35m, 20 m tam ip, 30 m yarım ip, bolt takımı (25 bolt), 15 metre perlon, 10 metre yardımcı ip, 15 mağaracı karabina, 1 jumar üç günlük yiyecek, su arıtma cihazı, ilk yardım seti

Giriş koordinatı: 36.3136258, 33.1116430
Çıkış koordinatı: 36.2922574, 33.0766700
Yükseklik farkı: 550 m , giriş 1100 m, çıkış 550 m
Kuş Uçuşu Mesafe : 3.9 km
Arazi Mesafesi : 4.6 km

Rota: İshaklar Güldürgü deresi giriş, Bozyazı Karamanastır Mevkii çıkış

Faaliyet Süresi: 1. gün 2.5 saat, 2. gün 8 saat, 3. gün 8 saat

Hava Durumu: Yağışsız.

Zemin: Genelde kaygan olmayan zemin, çatalebek mevkiine kadar az miktarda su, sonrasinda hafif akıntılı, çıkışa yakın yuksek akıntılı su, su berrak ve temiz, zaman zaman çamurlu zemin

Faaliyet Öncesi: Üç hafta öncesinde bölgeyi yerinde inceleme ve ön keşif, Karaman’da sabah buluşma ve İshaklar’a hareket

Kanyon Yapısı: Kanyon Güldürgü, Karnaz, Çatalebek olmak üzere 3 bölümde incelenebilir.

Güldürgü form olarak sağlam olmayan toprak/kaya arası bir formdadır, yaklaşık 2 km uzunluktadır, suyun katman katman oyduğu geniş bir yapıda olan kanyonda duvar yüksekliği 50-150 metre arasında değişmektedir. Güldürgü etabı çoğunlukla toprak ve çürük kayalardan oluşur, 35 metrelik bir uçurumla Karnaz mevkiine açılır.

Karnaz yaklaşık 2 km uzunluktadır. Karnazın yarısı büyük kayalardan oluşmaktadır. Diğer yarısında ise çapı 20-30 metre arası değişen şelalelerin oluşturduğu havuzlar ile birlikte suyun şekillendirdiği düzgün bir kanyon formu barındırmaktadır. Karnaz Güldürgü deresinin 35 metrelik bir şelale ile döküldüğü Çatalebek mevkiinde son bulur. Duvar yükseklikleri Karnazın girişinde hiç bulunmamakta sonlarına doğru 50 metre civarına çıkmaktadır.

Çatalebek Güldürgü ve Kazıklı derelerinin birleştiği yerdir. Kazıklı deresi yukarıda Kızılca köyünden gelmekte ve ayrı bir kanyon formu oluşturmaktadır. Kızılca’dan gelen su miktarı Güldürgü’den gelen su miktarının yaklaşık 2 katı daha fazladır. Çatalebek sonrasında duvar yüksekliği 300 metrelere kadar çıkmakta olup 50-100 metre arası kanallar, büyük havuzlar bulunmaktadır. Çatalebek’ten devam edildiğinde Karamanastır mevkiine ve kanyonun sonuna ulaşılır.

Kanyonda Güldürgü etabında ikinci iniş ile dördüncü iniş arası, Karnaz etabında ilk şelale ile çatalebek arası, Çatalebek ile Karamanastır öncesi son şelale arası haricindeki kısımlara teknik malzeme kullanmadan ulaşılabilmekte/çıkış imkanı bulunmaktadır.

İstasyon Bilgisi:
Güldürgü:
55 metre ağaç, 10 m bolt, 25 m ağaç, 30 m çift bolt
Karnaz: 5 metreden küçük 3 doğal istasyon, 10 m kum saati, 27 m bolt, 10 m ağaç, 10 m bolt, 10 m kum saati, 6 m ağaç, 7 m kum saati, 20 m bolt, 35 m çift bolt
Çatalebek sonrası: 7 m kum saati, 15 m bolt, 20 m bolt, 6 m ağaç

Keşif notları:

  • Arıcılar mevkiinden kanyon girişine 25 dakikalık yüruyüş mesafesi var.
  • Kanyon çıkışından başlangıç noktasına araçla 45 km lik çoğunluğu stabilize yol mevcut.
  • Kanyon 55 metrelik kazan inişi ile başlamaktadır. İniş öncesindeki dere bu mevsimde kurumuş durumdadır. Kazandan kaynayan ve yanlardan eklenen sularla beslenen Güldürgü deresi kanyon hattı boyunca devam ediyor. Güldürgü çatalebek mevkiinde Kazıklı deresi ile birleşmeden öncesine kadar kirlenmiyor.
  • İkinci iniş öncesi alan kamp yapmak için çok güzel bir alan ama sonrasında 1 günde kanyonu geçmek için çok erken hareket etmek gerekecektir. Risk alınmaması için kanyon geçişinin 2 gece kalacak şekilde planlanması veya 1 gece kalınacaksa kampın 4. inişten sonra yapılması önerilir.
  • İkinci iniş öncesi kamp yaptığımız yerde yan duvarlardan kaynayan temiz su bulunmaktadır.
  • Keşif sırasında Karnaz mevkiine girişte 35 metrelik uçurumdan iniş yapmadık, bunun yerine sağ taraftaki patikayı izleyerek en yakın yerden tekrar kanyon yatağına döndük.
  • Son 150 metrede çıkışa doğru sağ duvarlarda Karamanastır şelaleleri bulunuyor. Görsel güzelliği muhteşem olan bu şelalerden akan sularla birlikte su Bakırçay adını alıyor. Buradan sonra Bakırçay oldukça yüksek su debisi ile devam ederek Bozyazı’da Akdeniz’e dökülüyor.
  • İshaklar Kanyonu başlangıcından sonuna kadar farklı formlar içeren, görsel güzellikler barındıran etkileyici bir kanyondur.
  • Eyyüp Arıcı ve Arıcı ailesine konukseverlikleri, ön keşif ve keşif sırasında sağladıkları lojistikten dolayı teşekkür ederiz.

Fotoğraf galerisi


KEŞİF GÜNLÜKLERİ

1.GÜN

Her keşif ayrı bir heyecandır. Tıpkı bir doğumu bekler gibi heyecanla beklersiniz. Zor mu kolay mı bizi neler bekliyor bir sürü cevapsız sorular kafanızın içinde dolanır durur.

İshaklar Kanyonu keşif aktivitesine de aynı duygu ve heyecanla hazırlandık. Ekip beş kişiden oluşuyordu.(Erdal, Fedai, İsmail, Necati, Sema)

Ekibin yeterli deneyim ve tecrübeye sahip olması faaliyet risklerini azaltıyordu. Ortak buluşma yerimiz olan Karaman ‘da buluşup son hazırlıklarımızı tamamladık ve kanyona doğru yola koyulduk.

Gecenin uykusuzluğu ve Ağustos ayının sıcağı ile birleşince, kendimizi bir an önce kanyonun serin sularına atmak için sabırsızlanıyorduk.

Kanyonun girişi olan İshaklar Köyü’nden bize lojistik destek verecek olan Eyüp Arıcı ile buluştuk, kanyon kıyafetlerimizi giyerek kanyon girişine doğru yürümeye başladık.

İshaklar Kanyonu, alışılmışın dışında dere yürüyüşüyle başlamıyordu. Bu kanyonun 60 mt lik dev bir kazana inilerek başlaması kanyonun sürprizlerle dolu olduğuna dair bir işaretti belki de…

Kanyonu besleyen dere mevsimin kuraklığından nasibini almış, tamamen kurumuştu.

Bir an önce istasyonu kurup, kanyonun serin duvarları arasında bir nebze de olsa serinlemek için inişlere başladık.

Öncü inişi Fedai arkadaşımız yaptıktan sonra ikinci iniş için koşarak ipe girdim. 60 mt lik koca bir deliğe inmeye başladım.

Kazanın içindeki su yeraltından kaynayarak kazanı dolduruyor,dolan kazandan akan sular kanyona hayat veriyordu.

İp inişi bitip de, kendimi suya bıraktığımda kızgın demirin suya dalışı gibi “cossss!” diye bir ses çıktığını duydum. Vücudumdaki sıcaklığın soğuk su ile savaşını kazanan soğuk su benim hızlıca yüzerek kenara çıkmama sebep oldu.

Artık sırayla yukarıdan gelecek arkadaşları beklemeye başladık. İnişler tamamlandıktan sonra kanyon içinde ilerledik. Kanyonun görsel şöleni şaşkınlık ve hayranlıkiçinde kalmamıza sebep oluyordu. Kanyon duvarlarını kaplayan yeşil örtü üzerinden sarkan sarmaşıklardan akan sularla oluşan gökkuşağı gözlerimizi şenlendiriyordu. Şimdiye kadar girdiğim hiç bir kanyonun girişi beni bu kadar etkilememişti. İnsan kendini bir masalın içinde ancak burada hissedebilirdi.

Kısa bir yürüyüşten sonra oldukça güzel bir alanda kamp yapmaya karar verdik. Hemen üzerimizi değiştirip kamp düzenine geçtik.

Kamp alanı geniş bir açıklıkta olup, büyük bir kaya bloğunun üstüydü.Hemen önümüzde ikinci inişimizi yapacağımız şelale vardı.

Karşı duvar bloğu yeşil örtüyle kaplıydı. Üzerinden sarkan sarmaşıklardan damlayan sular güneş ışıklarıyla dans ediyordu.Hafiften esmeye başlayan rüzgar, gecenin yaklaştığını müjdeliyordu.

Kamp ateşi başında bir yandan sohbet ederken, bir yandan da yemeklerimizi yapıyorduk.

Ay kampımızı aydınlatmaya başlarken herkes uyku tulumlarına girmişti bile. Günün verdiği yorgunluğun etkisiyle yıldızları seyrede seyrede uykuya daldık.

2. GÜN

İshaklar Kanyonu üç bölümden oluşuyordu. Giriş bölümüne yöre halkı “Güldürgü ” diyordu. Güldürgü, adını kanyondaki şelaleden gürleyerek akan suyun sesinden almıştı.

İkinci bölümüne “Karnaz” adı konmuştu. Kanyon bir “Y” harfi gibi iki koldan gelip, birleştiği yerdeki Çatalebeke kadar geniş bir açıklıkta devam ediyordu.

Üçüncü bölüm Çatalebekten başlayarak Karamanastır’da bitiyordu. Adından da anlaşılacağı üzere, Karamanastır adını bitiş noktasındaki kaya bloklarının üstünde yüzlerce yıl önce inşa edildiği sanılan manastırdan alıyordu.

Sabah kalkmak için hiç acele etmedik. Kamp alanımız o kadar güzeldi ki, oradan hiç ayrılmak gelmiyordu içimizden.

Lakin yolcu yolunda gerekti ve keşif devam etmeliydi. Nazlana, nazlana uyku tulumlarımızdan çıktık. Güne zinde ve enerjik başlamak için sıkı bir kahvaltı yaptık. Kampımızı toparlayıp, günün ilk inişi için istasyonumuzu kurduk ve inişimizi yaptık.

Dar bir koridordan geçerek, geniş bir vadi yatağına ulaştık. Güneş tepemizde yükseldikçe vücut sıcaklığımız artıyor, fırsat buldukça yataktaki küçük göletlere kendimizi atıyor ve serinliyorduk.

İlerlemeye devam ettikçe vadi yatağı daralıyor, duvarlar yükseliyor, yeşil örtü kaplı kaya duvarlarının yerini gri duvarlar alıyordu. Artık vadi kanyon formuna bürünmüştü.

Bazen bolt çakarak, bazen kum saatinden yararlanarak, bazen de bir ağaçtan istasyon alarak önümüze çıkan şelalelerden derin turkuvaz renkli havuzlara iniyorduk.

Önümüze çıkan kaya bloklarının kanyonun içine gelişigüzel serpilmiş konumu ilerlememizi zorlaştırıyordu.

Her zorluğa rağmen yavaş da olsa ilerleyerek kaya bloklarını ardımızda bıraktık.

Tekrar o sevdiğimiz kanyon formuna kavuştuk ki, önümüze kaya bloklarının dik kestiği 50 mt lik iniş çıktı. İnişi” bye-pass” ederek, yandaki patika yoldan vadi tabanına indik.

Kanyonun “Güldürgü” bölümü bitmiş, “Karnaz” bölümü başlamıştı.

Zaman ve gün dönmüştü. Ekip artık yorulmuştu. Hem ilerleyip, hem de kamp yapacak güzel bir bölge arıyorduk.

Bir şelale inişi sonrası güzel bir gölet kenarındaki kumsalda kamp attık.

Vakit geç olmadan yemeğimizi yiyip, matlarımızın üzerine serildik. Hava o kadar sıcaktı ki, tulumlarımızın içine giremiyorduk. Ev sahibi karıncaların sabaha kadar tacizine uğradık.

Gece çakan şimşekler moralimizi bozacak kadar yağmur bırakmadılar.

Ay yine tepede dolunaydı ve biz uyumakla uyumamak arasında bir geceyi daha sabaha kavuşturduk.

3. GÜN

Karınca eziyetinden bütün gece zar zor uyuduğumuzdan günün ilk ışıklarıyla kalktık. Kahvaltımızı yapıp, yola koyulduk.

Günün ilk istasyonunu sağ kaya bloğundaki kayaları delerek hayat bulan bir ardıç ağacından istasyon alarak kurduk ve geniş çaplı bir havuza indik.

Sabahın ilk saatlerinde suya girmenin derin şokunu yaşarken dişlerimizin takırdamaları eşliğinde yüzüyorduk.

Hedefimiz bugün kanyonu bitirmekti ama her ihtimale karşı +1 gün opsiyon şeklinde karar vermiştik başta.

Daralan kanyon duvarları arasında bazen yüzüyor, bazen de kaydıraklardan kayarak suya atlıyorduk.

Nihayet öğleye doğru iki suyun birleştiği şelalelerin karşılıklı şarkılar söylediği noktaya ulaştık. Burası iki ayrı koldan gelip birleşerek devam eden noktaydı.

Başka bir deyişle “Çatalebek” denilen mevkii, bu noktadan sonra yerini ileride “Karamanastır”a bırakıyor olmalıydı.

İki suyun oluşturduğu gölet yaklaşık 10-15 metre çapındaydı ve ortasınca koca bir kaya vardı.

Karşılıklı şelaleler birbirlerine nazire yaparcasına akıyordu. Gücümüzü ve enerjimizi toplamak adına iniş öncesi birşeyler atıştırmak için mola verdik.

Hemen ardından iki bolt çakarak inişlere başladık. İlk inişi ben yaptım. İnerken hem ipi düzeltiyor, hem de güvenli inebileceğimiz yerleri tespit ediyordum.

Yaklaşık 15 mt sonra cadı kazanı tabir ettiğimiz bir oyuğa istemesem de girmek zorunda kaldım. Sıkıntı yaşamadan oradan çıkarak devam ettim. Yaklaşık 35-40 mt olan inişi tamamlayarak, arkadaşlarıma güvenli iniş yaptığımı bildiren düdüğü çaldım.
Ekip sırayla inişlere başladı.

Her gelen meraktan (!) cadı kazanına giriyordu. Hatta İsmail ve Fedai bunun için iddiaya bile girdiler. (Fedai tüm ekibe bira ısmarlayacak bu arada …)

İnişlerimizi tamamlayıp, iplerimizi topladık. Kanyonun “Karamanastır” mevkiine doğru ilerlemeye başladık. Arka arkaya üç inişten sonra kanyon yatağı yerini dere formatına bıraktı. Burada kısa bir mola verip, durum değerlendirmesi yaptık. Kanyonun bitmiş olacağı tahminimizi çevre etkenler çürütüyordu. Çünkü, eğer buraya insanlar gelebiliyorsa, mutlaka çöp vs bırakırlardı ama çevrede hiç iz yoktu. Böylece kanyonun devam ettiği kanısına vardık.

Derken uzaklardan Eyüp Arıcı’nın sesini duyarak şaşırdık. Kısa süre sonra Eyüp ve kardeşi yanımıza geldi. Daha gideceğimiz yol olduğunu ve görsel güzelliklerle dolu şelaleler göreceğimizi söylediler. Hemen toparlanıp onları takip etmeye başladık. Kanyonun bu etabı da kolay değildi hani.

Zorlu yollardan geçip, koca bir ağacın devrilerek bir köprü oluşturduğu geçide geldik. Ağacın üzerinden yürümenin risk oluşturabileceğini düşünerek, ekibin bir kısmı suya iniş yaparak karşı tarafa geçti.

Ağaç köprüyü ardımızda bırakırken, kanyonun görsel güzelliklerinin bizi karşıladığı “ŞELALELER” bölümüne geldik. Burası o kadar güzeldi ki, nereye bakacağımızı şaşırdık.

Kaya duvarları yeşilin bin bir tonuyla kaplanmıştı. Üzerinden akan sular şelaleler oluşturarak akıyordu. Sanki Lord of the Rings üçlemesindeki (Rivendell) Ayrık Vadi’deydik.

Bazen kaya bloklarının biribirini örtmesiyle oluşan mağara geçitlerine giriyor, öbür taraftan başka bir şelale görüntüsü bizi karşılıyordu.

Sonunda masal bitti. Kanyonun girişi gibi çıkışı da sürprizleriyle şaşıtarak, kendine hayran bırakarak sevgiyle bizi uğurladı.

Bir örneği daha olmayan bu nadide kanyonun keşfinde bulunmaktan büyük bir keyif aldım.
En kısa zamanda tekrar buraya döneceğime eminim.

Bu keşif ekibinde olan Sayın Fedai Erkocaoğlu’na, İsmail Kılınç’a, Necati Şenok’a, Sema Çıtır’a çok teşekkür ediyorum.

Sizinle keşif bir zevkti dostlar!

Ayrıca bize lojistik destek veren, bize her türlü yardımda bulunan Eyüp Arıcı ve ailesine şükranlarımı sunarım. Sizi tanımak benim için bir onurdu. İyi ki varsınız.

Bize dışarıdan lojistik destek veren Celal Demirkıran ve Semih Atçı’ya teşekkür ederim.

Bizi izlemeye devam edin, ACC iyi seyirler diler…
Erdal Bayraktar
Ağustos 2019